Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/1611 E. 2010/4255 K. 13.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1611
KARAR NO : 2010/4255
KARAR TARİHİ : 13.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı malulen emekliliğe hak kazandığının tesbitiyle, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacıya malullük aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda alınan ATK’nun 5.6.2009 tarihli raporu esas alınarak davacının sigorta başlangıç tarihinde 2/3 oranında malul olmadığının kabulüyle davacının halen çalışma gücünün 2/3’ni kaybettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 18.7.2007 tarihli raporunda 1.4.1977 tarihli ve 945 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Adana Askeri Hastanesinin raporunda geçen ” her iki gözde yüksek miyop ” hastalığı teşhisine dayanılarak ” … sigortalısının maluliyetini gerektiren hastalık ve arızası ile … kapsamına girdiğinden maluliyet sigortasından yararlanamayacağı bildirilmiş Adli Tıp Kurumundan alınan 6.6.2009 tarihli raporda 4.11.1998 tarihli Beyoğlu Eğitim Araştırma Hastanesinin muayene bulgularına göre Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre davacının ilk defa sigortalı olduğu tarihte çalışma gücünün en az 2/3’sini (üçde ikisini) kaybetmediği, Beyoğlu Eğitim Araştırma Hastanesinin 23.6.1999 tarihli muayene bulgularına göre Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre beden çalışma gücünü en az 2/3’sini (üçde ikisi) kaybettiği bildirilmiştir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre, “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.
Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malûllük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır.
Somut olayda Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında çelişki olduğuna göre Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Yapılacak iş; Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp raporları arasında mübayenet bulunduğundan Adli Tıp Genel Kurulu’ndan rapor alınarak davacının ilk defa sigortalı olduğu l.l0.1986 tarihinde davacıdaki mevcud arızanın çalışma gücünü 2/3’ni kaybettirecek oranda olup olmadığını, bu oranda değilse 2/3 maluliyete giriş tarihinin belirlenerek çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.