Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/3272 E. 2010/4274 K. 13.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3272
KARAR NO : 2010/4274
KARAR TARİHİ : 13.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden … maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar ile davalılardan … … … Tic. AŞ. vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava davacıların yakınlarının iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı …Ş hakkındaki davanın davalının kusurunun bulunmaması nedeniyle reddine, davacıların bir kısım maddi ve manevi tazminat istemlerinin diğer davalı … … … A.Ş’den tahsiline karar verilmiştir.
Davalı … … … A.Ş’nin temyiz itirazları yönünden;
A-)Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının hak sahiplerinin maddi zararlarının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir Somut olayda davacılar murisi … …’in olay tarihindeki ücreti yeterli şekilde araştırılmamıştr. Gerçekten murisin vizite kağıdında aldığı ücret 450,00 TL gösterilmiş, imzasız işyeri ücret bordrolarında ise ücretin 500,00 TL olduğu yazılıdır. Davacılar tarafından murisin 1.191,00 TL ücret aldığına ilişkin iddiaları ispatlanmış değildir. Olay tarihindeki geçerli asgari ücrete oranlandığında, davacı murisi her ne hadar argon gazı kaynak işi yapan bir kimse olsa da (1.191,00/306,00=3,9) asgari ücretin 3,9 katıdır. Davalının sunduğu 2003/4-5-6. aylar imzalı ücret bordrolarında her ne kadar 450,00 TL ücret gösterilmişse de; bordrolardaki imzaların muris işçi eli ürünü olmadığı anlaşılmıştır. İ.T.O ise 2003 yılında profan tesisatı ve yapım işinde işçinin aylık net ücretinin 500,00 TL ve argon kaynakçısı işçinin de 2005 yılında net 680,00 TL ücret alacağını bildirmiştir.
İ.T.O tarafından bildirilen ücret ise olay tarihindeki emsal ücretlerine daha yakındır. Ancak esas ücretin ilgili meslek kuruluşundan araştırılması gerekmektedir. Bu bakımdan İ.T.O’nun bildirdiği ücretin kabul edilmesi gerekirken, bilirkişi tarafından terditli olarak yapılan hesaplamaya itibar edilerek ücretin 1.191,00 TL olarak kabulü doğru değildir.
Yapılacak iş öncelikle davacılar murisi işçinin argon kaynakçısı olduğu ve argon kaynakçısının her ne kadar asgari ücretle çalışmayacağı belli ise de; ilgili meslek odasından emsallerinin ücreti araştırılarak gerçek ücret belirlendikten sonra tazminatı yeniden hesaplatmak ve kurum tarafından bildirilen hüküm tarihine en yakın peşin sermaye değerini zarardan indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
B-) İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
Oysa hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; İş Kanununun 73. ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2. maddesine göre davalı … … … AŞ nin olayda % 100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Davalı … … … AŞ nin olayda esas kusurlu olduğu sabit olmakla birlikte, dolumu yapılan oksijen tankının mekanik yönden Ya da imal şekli bakımından hatalı olması veya süresi geçmiş dolum tankı kullanılması halinde kusuru etkileyebileceği ve kusurun bir kısmının da imalatçı dava dışı firmaya ait olabileceği düşünülmeden, eksik bir şekilde düzenlenen kusur raporuna itibar edilmesi hatalıdır. Hal böyle olunca, kusur raporunun, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları içermediği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Mahkemece yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, mahkemenin hükme esas aldığı kusur raporunda sorumluluğu kabul edilen işverenin ve varsa iş kazasına sebebiyet veren oksijen dolum tankını imal eden dava dışı firmaya izafe edilebilecek kusur oranını tespit ettirmek suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Davacılar temyizine gelince;
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş ve çocuklar yararına taktir edilen manevi tazminat miktarları az olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 13.04.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI

1-Dava, davacıların yakınlarının iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı … … … AŞ.’nin oksijen fabrikası ile mevcut gaz dağıtım tanklar bölgesi arasındaki gaz boru hatlarının (ara boru bağlantı hattı) montaj işini diğer davalı … Müh. Tic. Aş.’ne verdiği, ölen sigortalının davalı … Müh. Tic. AŞ.’nin işçisi olduğu, 05.07.2003 olay tarihinde … Müh. Tic. AŞ.’nin iş yaptığı alanda çalışırken bu alana 40-50 metre mesafede bulunan diğer davalı … AŞ.’nin kontrolünde bulunan iş sahasında oksijen tankının patlaması üzerine sıçrayan parçanın sigortalı … …’in kafasına isabet etmesi nedeniyle kafa travması sonucu öldüğü, husumetin … AŞ. ile … AŞ.’ne yöneltildiği anlaşılmaktadır.
Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi (tam dayanışmalı sorumluluk) ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi (eksik dayanışmalı sorumluluk) uyarınca ve aynı yasanın 142. maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Anılan yasanın 141. maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanmak için, zarara uğrayanın, daha geniş bir deyimle alacaklının talebi gereklidir.
Öte yandan Borçlar Kanununun 58/1. madddesi gereğince bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki o şeyin fena yapılmasından yani muhafazasındaki kusurundan dolayı mesul olur.
Somut olayda davalı … AŞ. oksijen tankında imalat hatası var ise o tankın maliki olarak üçüncü kişilere karşı doğrudan sorumlu olacağından ve bu davada imalatçı firma davalı olmayıp ölen sigortalının da bir kusuru bulunmadığından patlayan tankta imalat hatası bulunup bulunmadığı, imalatçı firmaya kusur izafe edilip edilemeyeceği yönünde araştırma yapmaya gerek yoktur.
Davalı … AŞ. tankta imalat hatası bulunduğu iddiasında ise imalatçı firmaya karşı açacağı rücu davasında bu hususun incelenmesi mümkündür.
2-Uyuşmazlık sigortalının ölümüyle sonuçlanan iş kazası nedeniyle ortaya çıkan zarardan işvereni olan … AŞ.’nin sorumlu olup olmadığı noktasındadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur. Hükme esas alınan 21.04.2006 tarihli kusur raporunda açıkça incelemenin … AŞ.’nin işçisi olan ve kazaya neden olan oksijen tankında çalışan … …’ın ölümü ile sonuçlanan olayla ilgili olarak yapıldığı, rapora davacılar tarafından itiraz edilmesi üzerine bilirkişilerin düzenledikleri 28.07.2006 tarihli ek raporda “kazalının adının hata ile … … olarak yazıldığını” bildirdikleri oysa 21.04.2006 tarihli kusur raporunun incelenmesinde ölen sigortalı … … yönünden olayın nasıl meydana geldiği, … …’in ne şekilde öldüğü, patlayan tanka kaç metre mesafede çalıştığı konusunda bir belirleme yapılmadığı gibi ölen sigortalının işvereni olan davalı … AŞ.’nin alabileceği iş güvenliği tedbiri bulunup bulunmadığı hususu da tartışılmamıştır. Daha açık bir anlatımla kusur bilirkişi raporu davaya konu olayın davalı … AŞ.’nin işçisi “… …’ın” ölümü ile ilgili olduğu zannıyla hazırlanmış bir rapordur.
Yapılacak iş ; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yeniden inceletmek, davacıların yakını olan sigortalı “… …’ in” ölümü ile sonuçlanan olayın oluşumuna uygun olarak varsa davalı işveren … AŞ.’nin İş Kanunu’nun 77. Maddesinin ve İşçi Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak özellikle davalı … AŞ.’nin patlayan tanka 50 metre mesafede iş yaptığı sahada alması gereken önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı hususu ayrıntılı bir biçimde incelenerek kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptandıktan sonra çıkacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkeme kararının 2 nolu bentte açıklanan nedenle bozulması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun patlayan kazanda imalat hatası bulunup bulunmadığı, dava dışı imalatçı firmanın kusurunun olup olmadığı konusunda araştırma yapmaya yönelik bozma gerekçesine katılmamakla beraber, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminatın az olduğu, maddi zarar hesabının İ.T.O. Tarafından bildirilen emsal işçi ücreti esas alınarak yapılması gerektiği yönündeki bozma gerekçesine katılıyorum.