Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/2867 E. 2010/1899 K. 25.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2867
KARAR NO : 2010/1899
KARAR TARİHİ : 25.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yaşlılık aylığının işsizlik yardımının kesildiği 26.04.1995 tarihini takip eden aybaşından itibaren bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacının temyizine gelince;Dava, 3201 sayılı Yasaya göre, yurt dışı hizmetlerini borçlanan ve buna bağlı olarak kendisine yaşlılık aylığı bağlanan davacının, yurtdışından işsizlik yardımı aldığı ve yurda kesin dönüş yapmadığının anlaşılması üzerine, Kurumca, borçlanmasının ve yaşlılık aylığının iptal edilmesi, borçlanmanın iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali için açılan davanın kabul edilerek kesinleşmesi üzerine de bu kez aylık bağlama talebinde bulunulduğu halde yaşlılık aylığı bağlanmaması nedeniyle davacının yurtdışından emekli olduğu 01.08.2007 tarihini takip eden aybaşından geçerli olmak üzere yeniden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tesbiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili 15.12.2008 tarihinde davasını ıslah ederek ve ıslah harcını yatırarak yaşlılık aylığının işsizlik yardımının kesildiği 26.04.1995 tarihini takip eden aybaşından itibaren bağlanmasını istemiştir.
Mahkemece; ıslah dilekçesi dikkate alınmaksızın, davacının yaşlılık aylığının,yurtdışından emekli olduğu 01.08.2007 tarihini takip eden aybaşı olan 01.09.2007 tarihinden geçerli olmak üzere yeniden bağlanması gerektiğinin tesbitine, karar verilmişse de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten 3201 sayılı Yasa’dan yararlanmak suretiyle 506 sayılı Yasa’da öngörülen yaşlılık sigortası kapsamına girmek isteyen Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları ile yurt içinde çalışıp 506 sayılı Yasa kapsamında bulunan Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları zorunlu bir farklılık dışında birbirine koşut hale getirilmiştir. Şöyle ki; 506 sayılı Yasanın 60.maddesinde öngörülen ve yaşlılık aylığından yararlanma koşulları olarak belirlenen; “yaş”, “sigortalılık süresi”, “prim ödeme gün sayısı”, “işten ayrılma” ve “yazılı istekte bulunmak” koşulları 3201 sayılı Yasanın 6.maddesinde de aynen kabul edilmiş, sadece; Türkiye’de çalışanların “işten ayrılma koşulu” burada; “yurt dışındaki ülkeden ayrılıp Türkiye’ye dönüş” biçiminde belirlenmiştir. Şu duruma göre; Sosyal Sigortalar Kurumu; yurt içinde kesin çalışan sigortalılar için; aradığı; işten ayrılma koşulunu yurt dışında çalışanlar içinde yurda dönüş koşulu olarak araması ve işlemleri buna göre yürütüp tamamlaması zorunludur.
3201 sayılı Yasa, 6.madde (B) fıkrası, yurt dışından kesin dönüş yapılmasına ve kendilerine yaşlılık aylığı bağlanmasına karşın, yurt dışında çalışmak isteyenler yönünden Kurumca yapılması gereken işlemleri belirlemiştir. Buna göre;yurt dışından kesin dönüş yapan bir kimsenin yeniden yurt dışında çalışması halinde; çalıştığı süre kadar yaşlılık aylığı kesilecek bu kişinin yurda dönüşünde; isterse çalıştığı süre kadar borçlanmak suretiyle; yaşlılık aylığı oran ve miktarı artırılacak, isterse, eski aylık olduğu gibi ödenmeye devam edecektir. Böylece denilebilir ki, 3201 sayılı Yasa sisteminde yeniden yurt dışı çalışma söz konusu olduğunda, yaşlılık sigortasından bağlanan aylıklar ödenmemekte ve sosyal güvenlik askıya alınmaktadır. Bu durumun sonucu olarak, yaşlılık aylığı bağlanması sırasında, yurda kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediği anlaşılırsa, yapılacak işlem; veya uygulanacak yaptırım; yaşlılık aylığının bağlanmaması ve kesin dönüş tarihine kadar işlemlerin hukuken askıya alınması, istek olduğunda yatırılan borçlanma bedelinin iadesidir. Yaşlılık aylığı bağlanmış olması halinde ise bağlanan aylığın kesilmesi ve ödenen aylıkların geri alınmasıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 30.07.1969-08.01.1994 tarihleri arasındaki çalışmalarını 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlandığı, davalı Kurumca davacının tahsis talebi üzerine 01.02.1994 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, 08.01.1994 tarihinde kesin dönüş yaptığını beyan ettiği halde davacının 30.11.1994 tarihine kadar yurtdışında çalıştığı, 26.04.1995 tarihine kadar işsizlik yardımı aldığı gerekçesiyle borçlanma işleminin ve yaşlılık aylığının bağlandığı tarihten itibaren iptal edildiği,Ankara 5.İş Mahkemesinin 01.12.2003 tarih 2003/8499Esas ve 2003/9666 Karar sayılı ilamı ile davacının 3201 sayılı Yasa uyarınca yaptığı borçlanma işleminin iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline,davacının borçlanmasının geçerli olduğunun tesbitine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının ıslah dilekçesi dikkate alınarak yurtdışından aldığı işsizlik yardımının kesildiği 26.04.1995 tarihini takip eden aybaşı olan 01.05.1995 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının bağlanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.