YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15228
KARAR NO : 2011/15811
KARAR TARİHİ : 27.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 19.07.2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı gerçek kişi vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 27/12/2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … vekili avukat … gelmedi, Orman Yönetimi vekili Avukat … … geldi başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi 26.07.2007 tarihli dilekçesiyle, … beldesi 1483 sayılı parselin 10716 m2 bölümünün 23.02.1989 tarihinde orman kadastro sınırı içinde bırakıldığı, bu bölümün değerini kayıp eden tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli Arnavut köy 1483 sayılı parselin 01.09.2009 tarihli müşterek bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 10.691,01 m2 bölümünün davalı adına olan tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; kısmen kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan parselin tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1940 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman tahditi vardır. 1977 yılında aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulaması, 1980 yılında aplikasyon ve 4785 sayılı Yasa hükümlerine göre sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu, 1989 yılında aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B uygulaması yapılıp, 21.02.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen müşterek bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin krokisinde (A) ile gösterilen 10.691,02 m2 bölümünün her ne kadar 1940 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman tahditi dışında bırakılmışsa da, 3116 sayılı Yasa ile sadece hangi nitelikteki taşınmazların devlet ormanı sayılacağını gösterildiği, tapulu orman alanlarının kadastrosunun yapılamayacağı, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların devletleştirildiği, devletleştirilen ormanlardan bazılarının sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin
koşulları aynı Yasada gösterildiği, 1940 yılında yapılan orman tahditinin çekişmeli parselin orman sayılan yerlerden olup olmadığını belirleyemeyeceği, çekişmeli parselin 4785 sayılı Yasa hükümlerine göre devletleşen orman alanlarından olup olmadığının yöntemince belirlenmesi gerektiği, yörede 19 numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağılı 3 numaralı ekip tarafından
4785 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda, 1958 ve 1972 yılı memleket haritasında orman olarak nitelendirilen, eylemli meşe ve gürgen ormanı olan çekişmeli parselin (A) bölümünün orman olarak sınırlandırıldığı yapılan işlemin Yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğu gibi, üzerinden 6831 sayılı Yasanın 11. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y. 974) maddesindeki “İyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur, Ancak, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 3, 4 ve 6 numaralı bendinin kaldırılmak, beş numaralı bendin numarasının üç numaralı bent olarak değiştirilmek, 4 numaralı bent olarak “4-Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere usulen tevhim kılınıp tebliğine karar verildi 19.07.2011” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 6099 sayılı Yasa ile ile değişik 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince davalı aleyhine temyiz harcına ve avukatlık ücretine hükmetmeye yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 27/12/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.