Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/7056 E. 2010/8561 K. 15.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7056
KARAR NO : 2010/8561
KARAR TARİHİ : 15.07.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.12.2001-8.10.2003 tarihleri arasında çalıştığının tespitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre, davalı Kurum’un tüm, davalı işverenin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01.12.2001 – 08.10.2003 tarihleri arasında davalı işyerinde hizmet akdine dayalı sigortalı olarak çalıştığının tesbiti ile işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile ; davacının davalı işyerinde 01.12.2001 ile 11.06.2003 tarihleri arasında hizmet akti ile çalıştığının tespitine, 300,00 TL brüt kıdem tazminatının 11.06.2003 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle, 200,00 TL brüt hafta tatili alacağının, 500,00 TL brüt fazla çalışma alacağının, 24.02 TL brüt Milli bayram ücret alacağının, 100,00 TL brüt izin alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı şirketten alınıp davacıya verilmesine, Milli bayram alacağı yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, diğer alacaklar yönünden fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının birer gün arayla 08.00-24.00 saatleri arasında günlük yedi saat fazla çalışma yaptığı kabul edilip, yapılan hesap raporu dikkate alınarak karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, somut olayda davacının kabul edilen süre kadar fazla çalışma yapıp yapamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Çalışanların uyku ve diğer zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli olan zaman dilimi gözetildiğinde, çalışmanın günde en fazla 14 saat sürdürülebileceği, Hukuk Genel Kurulu’nun istikrar kazanmış 4/5/2006 gün ve 2006/9-107-144, 14/6/2006 gün 2006/9-374-382, 21/3/2007 gün ve 2007/9-150-160, 21/3/2007 gün ve 2007/9-174-164, 8/7/2007 gün ve 2007/9-582-557, 19.9.2007 gün ve 2007/9-588-597, 17.10.2007 gün ve 2007/9- 667-734, 08.10.2008 gün ve 2088/9-593-621 sayılı kararında belirtilmiştir.
Öte yandan ,işçinin günlük iş süresi içinde kesintisiz olarak hiç ara vermeden çalışması beklenemez. Gün içinde işçinin yemek, çay, sigara gibi ihtiyaçlar sebebiyle ya da dinlenmek için belli bir zamana ihtiyacı vardır. Ara dinlenmesi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Günlük 7.5 saati aşan çalışma süresinin olduğu halde ara dinlenme süresi en az 1 saat olarak açıklanmıştır. Uygulamada 7.5 saatlik çalışma süresini çok fazla aşan çalışma sürelerine de rastlanıldığından, özellikle 10 saati aşan çalışmalar bakımından ara dinlenmesinin en az 1.5 saat olarak belirlenmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
Günlük 14 saatlik fiili çalışma süresi belirleyen uygulamalarda ise ara dinlenme süresi en az 2 saat olmalıdır. İşçi, ara dinlenme saatinde tamamen serbesttir. Bu süreyi işyeri içinde ya da dışında geçirebilir. İşyerinde geçirmesi halinde bu süre içinde çalışmaya devam etmesi durumunda ara dinlenmesi verilmemiş sayılır. Ancak işçi işyerinde kalsa bile, ara dinlenmesi süresini serbestçe kullanabilir, bu süre içinde çalışmaya zorlanamaz.Ara dinlenmesi için ücret ödenmesi gerekmez. Ancak, bu süre işçiye dinlenme zamanı olarak tanınmamışsa, işçinin normal ücretinin ödenmesi gerekir. Bu sürenin haftalık 45 saati aşan kısmını oluşturması halinde ise, zamlı ücret ödenmelidir.Ara dinlenme süreleri kural olarak aralıksız olarak kullandırılır. Ara dinlenmesinin kullandırılması zorunlu ise de, bunun kullanılacağı zamanı belirlemek işverenin yönetim hakkıyla ilgilidir. İşçilerin tamamı aynı anda ara dinlenme zamanını kullanılabileceği gibi, belli bir plan dahilinde sırayla kullanmaları da mümkündür. Ancak ara dinlenme süresinin, işe, ara dinlenme süresi kadar geç başlama veya aynı süreyle erken bırakma şeklinde kullandırılması doğru olmaz. Ara dinlenme süresinin günlük çalışma içinde belli bir zamanda amaca uygun kullandırılması gerekir.
Somut olayda,hizmet tesbiti ve fazla çalışma ücreti alacağı haricindeki diğer işçilik alacaklarına dair verilen doğrudur.Ancak fazla çalışma ücreti alacağı yönünden , davalı işyerinde vardiyalı çalışma olup olmadığı araştırılmadan, davacının günde onaltı saat fiilen çalıştığı kabul edilerek fazla mesai alacağı hüküm altına alınmıştır. 1475 sayılı İş Yasası’nın 64, 4857 sayılı İş Yasası’nın 68. maddesi gereğince ara dinlenme kullandığı kabul edilerek ve günlük en fazla ondört saat çalışılabileceği dikkate alınarak fiili çalışma süresinin hesaplanması gerekirken, davacının aralıksız çalıştığı kabul edilerek hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davalı işyerinde davacının çalıştığı bölümde vardiyalı çalışma yapılıp yapılmadığını araştırmak, vardiyalı çalışmanın tesbiti halinde fazla çalışma olamayacağından, fazla çalışma ücreti alacağı yönünden davanın reddine karar vermek,vardiyalı çalışma olmadığının tesbiti halinde yukarıda açıklanan ilkeler gereği günlük en fazla ondört saat çalışabileceği ve 1475 sayılı İş Yasası’nın 64, 4857 sayılı İş Yasası’nın 68. maddesi gereğince ara dinlenme kullandığı kabul edilerek fazla çalışma süresini ve fazla çalışma alacağını uzman bilirikişi marifetiyle hesaplatmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı işverenin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’ne iadesine, 15.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.