Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/5180 E. 2013/11163 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5180
KARAR NO : 2013/11163
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/02/1995-30/06/1998 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı … … … İÖO’da Ankara Valiliğinin oluru ile 01.02.1995-30.06.1998 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10 ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9.maddeleridir.Anılan yasal düzenlemelere göre bu tür hizmet tespiti davalarında Kurumla birlikte işverenin de hasım gösterilmesi zorunludur.Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır.Hizmet tespiti davaları sonuçta, tespiti istenilen süreye ilişkin sigorta primlerinin tahsili istemini de içerdiğine göre, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 80. maddesinin açık hükmü de dikkate alındığında, bu yolda yapılacak işlemin sonradan işverenin hak alanını da ilgilendireceği açıktır. Hal böyle olunca da bu tür davalarda gerçek işverenin de taraf bulunması doğal ve hatta zorunludur. Davanın hasımda değil, hasmın temsilcisinde yanılma sonucu açılması halinde davanın husumetten red edilmeyip, gerçek temsilciye yöneltilmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Nitekim, Hukuk Genel Kurulu’nun 04.10.2000 gün ve E. 2000/21-1241, K.2000/1236 sayılı kararı da aynı esasları içermektedir.
Somut olayda, 25.04.1995 tarihli işyeri bildirgesinde işveren olarak Milli Eğitim Vakfı … … … İÖO Şubesi olarak kayıtlı olduğu,dosyaya ibraz edilen vakıf senedinin 17.maddesinde ise merkez yönetim kurulunun görevleri arasında vakfı yargı mercileri önünde temsil etmek üzere yetki vermenin de yer aldığı anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, davacının hizmetinin geçtiği okul işyerinin Milli Eğtim Vakfı Ya da Milli Eğitim Bakanlığından hangisine ait olduğu araştırılarak, okul Vakfa ait ise vakfın ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğundan davanın Milli Eğitim Vakfına yöneltilmesi ve Vakıf Senedinin 17.maddesinin g fıkrası uyarınca vakfı temsil ile görevlendirilecek kişinin huzurunda yargılamaya devam olunması gerekirken Vakfı temsilen Ankara Valiliğinin huzurunda yargılamaya devam olunarak sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.