Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/2919 E. 2010/1886 K. 25.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2919
KARAR NO : 2010/1886
KARAR TARİHİ : 25.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 19.5.2001- 23.12.2005 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Dava, davacının 19.05.2001-01.04.2002 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen, 01.04.2002-23.12.2005 tarihleri arasında ise eksik bildirilen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davadışı işyerinden 31.08.2000 tarihinde çıkışının olduğu,01.04.2002-22.12.2005 tarihleri arasında davalı işyerinden kısmi bildiriminin yapıldığı, davalı 1074412 işyeri sicil numaralı işyerinin 01.06.2000 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı ve halen faal olduğu, dinlenen tanık beyanlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığı, davalı tarafça ibraz edilen cari hesap ekstresine itiraz edilmesi ve bu belgenin her zaman herkes tarafından düzenlenebileceğinin iddia edilmesi üzerine delil olarak değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.Somut olayda,davacının tesbit talep ettiği dönemde başka işyerinde çalışması bulunmadığından ve kısmi olarak bildirimi yapıldığından, daha fazla bordro tanığı, gerekirse komşu işyeri tanığı dinlenerek ve davalı işyeri defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş başkaca bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tesbit edip beyanlarına başvurmak,davalı işyerine ait defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.