YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5831
KARAR NO : 2010/8488
KARAR TARİHİ : 15.07.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 31.12.1988- 20.4.1997 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında … sigortalısı olduğununu ve yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Uyuşmazlık, davacının 31.12.1988-20.04.1997 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında … sigortalısı sayılması gerektiğinin ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, Bozma ilamı üzerine yapılan araştırma ve inceleme sonunda davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç doğru olmamıştır.
Davacının 11.11.1982 tarihli giriş bildirgesine binaen, 11.11.1982 tarihinde 20.04.1982 tarihi itibariyle … sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 02.02.1976-31.12.1988 tarihleri arasında vergi kaydının bunduğu, kanunla kurulu meslek odası veya esnaf sicil kaydının bulunmadığı anlaşılmış, davacı, 31.12.1988-20.04.1997 dönemine ait prim borç ve cezalarını 1997 af yasasından da faydalanarak yatırdığını iddia etmiş olduğundan mahkeme kararı Dairemizce bu hususun araştırılması gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Bozma ilamımızda da belirtildiği gibi davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve daha sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. …’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı yasaya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Bozma sonrası yapılan araştırma sonucunda davalı kurumca gönderilen 12.11.2009 tarihli cevabi yazıda davacının 1997 affından yararlanarak 20.04.1982-31.12.1996 tarihleri arasındaki döneme ilişkin prim borçlarını 1997 ve 1998 yıllarında taksitler halinde ödediği ve 31.12.1988-20.04.1997 tarihleri arasında da sigortalı sayılması halinde mevcut olan 118,18 TL prim borcunu da 145 TL olarak 14.02.2008 tarihinde ödediği açıkça görülmesine ve böylece davalı Kurumun geçmişe dönük (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil ettiği ve uzun süre bu primleri kullandığı anlaşılmasına rağmen, mahkemece, davacının 31.12.1988-20.04.1997 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında … sigortalısı sayılması gerektiğinin tespiti isteminin ve buna bağlı olarak tahsis talebinin reddi doğru olmamıştır.
Yapılacak iş, davacının 31.12.1988-20.04.1997 tarihleri arasında da zorunlu … sigortalısı olduğunun tesbitine ve yaşlılık aylığının tüm yasal koşulları somut olayda değerlendirildikten sonra diğer tahsis koşullarını da taşıyorsa kalan prim borcunu ödediği 14.02.2008 tarihini takip eden ay başı olan 01.03.2008 tarihi itibariyle tahsise hak kazandığının tespitine karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.07.2010 gününde oy birliği ile karar verildi.