YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8490
KARAR NO : 2011/8347
KARAR TARİHİ : 20.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 1.10.1995-16.5.1996, 27.9.1996-20.5.1997, 9.9.1997-8.5.1998, 30.9.1998-8.5.1999, 20.9.1999-14.5.2000, 18.9.2000-31.12.2000 tarihleri arasında zorunlu SSK’lı çalışmaları dışında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline, 6111 sayılı Kanundan yararlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyularak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere ve bozma kararına uygun karar verilmesine göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 01.10.1995–16.05.1996, 27.09.1996–20.05.1997, 09.09.1997–08.05.1998, 30.09.1998–08.05.1999, 20.09.1999-14.05.2000, 18.09.2000-31.12.2000 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli sigortalı çalışmaları dışında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiş, mahkemece Dairemizin bozma kararına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama esnasında 30.3.2011 tarihli dilekçesi ile de 6111 sayılı Yasa”nın 12 ve devamı maddelerine göre prim borçlarını yapılandırma hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının 1.10.1995-31.12.1995, 20.9.2002-27.5.2003, 3.10.2005-19.5.2006, 31.12.2006-20.5.2007, 29.12.2007-3.3.2008 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, 6111 sayılı Yasa’ya göre prim borçlarını yapılandırma hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır. Öte yandan, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 4.2.1948 gün ve 10/3 sayılı kararı ile HUMK’un 84.maddesine göre tahkikat veya yargılama bitene kadar yapılması mümkün olan ıslahın, Yargıtay tarafından bozma kararı verilmesinden sonra yapılmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
Somut olayda, davacının, dava dilekçesinde 6111 sayılı Yasa’nın 12.maddesine göre prim borçlarını yapılandırma hakkı bulunduğunun tespitine yönelik bir talebi ve yukarıda anılan içtihatları birleştirme kararına göre Yargıtay’ın bozma kararından sonra ıslah imkanı bulunmadığı gibi başvuru ile maktu karar ve ilam harcı yatırılmayan 30.3.2011 tarihli dilekçesinin ek dava olarak da kabulü mümkün bulunmadığı halde mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin dilekçeye değer verilerek davacının borçlarını yapılandırma hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan ” ödenecek primlerin tahsili sırasında 6111 sayılı yasadan davacının faydalandırılması gerektiğinin tespitine ” rakam ve sözcüklerinin çıkartılarak yerine ” dava konusu edilmeyen konuda bozma kararından sonra ıslahla talepte bulunulması mümkün olmadığı gibi harcı yatırılmayan dilekçenin de ek dava olarak kabulü mümkün bulunmadığından davacının 6111 sayılı Yasa’ya göre prim borçlarını yapılandırma hakkı bulunduğunun tespiti isteminin reddine, ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 20.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.