YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8848
KARAR NO : 2010/6329
KARAR TARİHİ : 03.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacımar murisinin, davalılardan işveren nezdide 1987-2004 tarihleri arasında çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacı mirascılarının tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davalıların temyizine gelince;
Dava, davacının 1987-2004 tarihleri arasında davalı site yönetimine ait apartman işyerinde temizlikçi olarak çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında davacı ölmüş mirasçıları davaya devam etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacıların murisi …’ın 11.1.1989-1.6.1999 tarihleri arasında çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Bu tür hizmet tesbitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği, Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi olan bu tür davalarda, öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren, tarafından verilip verilmediği, ya da çalıştıklarının Kurum’ca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, yasanın kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de, çalışmasının konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı, tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıç sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu madde 288’de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı, bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı, 506 sayılı Yasa’nın madde 3 B ve D’de olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı göz önünde tutulmalıdır.
Somut olayda, mahkemece, davacıların murisinin tesbitine karar verilen dönemde davalı işyerinde hizmet akdine dayalı çalışmasının olduğunun kabulü yerindedir.Nitekim sigortalıya ait hizmet cetveli ve dayanak müfettiş raporlarından sigortalının 25781.34 sicil sayılı davalı iş yerinden müfettiş tahkikatı sonucu belirlenen hizmetlerin bordro ve bildirgelerin verilerek 1.6.1999 tarihinden itibaren çalışmalarının Kurum’ca nazara alındığı aylık ortalama 6-10 gün aralığında bildirimlerin yapıldığı görülmüştür.
Sigortalının 3 blok ve her blok 20’şer daireden ibaret olan sitenin, haftada 2 gün olacak şekilde merdiven temizliğini yaptığı, dinlenen tanık ifadelerine göre sigortalının haftanın başka günlerinde başka iş apartmanlarda temizlik yaptığı, bu nedenle sigortalının çalışmasının her ay 30 gün olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu konuda alınan bilirkişi raporunun tanık ifadeleri ve bildirimi yapılan 1.6.1999 tarihinden sonraki sürelere uygun olduğu anlaşılmakla davanın bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabulü yerine 11.1.1989-1.6.1999 tarihleri arasında aralıksız çalıştığının kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalılardan Bizim Emek Evler Yönetimine iadesine, 3.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.