YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10533
KARAR NO : 2010/7250
KARAR TARİHİ : 21.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 1993- 1.3.2004 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dava davacının 1993 yılından itibaren 01.03.2004 tarihine kadar davalı işyerinde geçen çalışmalarının tesbiti ile işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile 16.12.1993-01.03.2004 tarihleri arasında çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işveren Belediyece davacının (35221224932112) sicil nolu iş yerinde 16.12.2003 tarihinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgelerinin verildiği, çalışmalarının Kuruma bildirilmediği, işyerinin yasa kapsamına alınıp alınmadığının araştırılmadığı, davalı işyerinin dönem bordrolarının Kurumdan istenilmediği, işyeri dosyasının, imzalı ücret bordrolarının, puantaj cetvellerinin mahkemece işverenden istenmediği iş yerinde çalışma ile ilgili ücret ödeme belgelerinin bulunmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Öte yandan davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında, çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Tespiti istenen çalışmaların hangi nedenle bildirim dışı kaldığı gereğince ve yeterince araştırma konusu yapılmamıştır.
Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanık davacıyla birlikte bu işyerinde çalışan, kayıtlara geçmiş kişilerden olup olmadığı belli değildir. Ayrıca iş yerinin bir kamu kuruluşu olması karşısında çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olduğundan ve mahkemece bu konuda her hangi bir araştırma yapılmamış olmasından dolayı, tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş; davalı Belediye işyerine ait imzalı ücret bordroları ile puantaj cetvellerinin tutulmama nedeni araştırılarak, işyerinde davacıyla birlikte aynı dönemde çalışmış amir, şef, memur gibi kayıtlı tanıklar dinlenmek suretiyle, tespiti istenen sürelerin neden kayıt dışı kaldığı konusunda ve çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: İşçilik alacakları ile ilgili davalı … Belediye Başkanlığı tarafından yapılmış temyiz itirazı bulunmadığından kesinleşen işçilik alacakları yönünden temyiz incelemesi yapılmaksızın temyiz edenin sıfatına göre hizmet tespiti istemi ile ilgili verilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.