Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/11526 E. 2010/8738 K. 21.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11526
KARAR NO : 2010/8738
KARAR TARİHİ : 21.09.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 07.04.2006-27.05.2006 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalı işveren … Sulama Birliği işyerinde 07.04.2006-27.05.2006 tarihleri arasında geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiştir.
dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işveren tarafından davacının iş yerinde 01.04.2006 tarihinde ve 27.05.2006 tarihinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgelerinin verildiği, 2006/4. ay da 7 gün, 27.05.2006-14.10.20006 tarihleri arasında da kesintisiz çalışmasının bildirildiği , işyerinin mevsimlik sulama işi yapan kamu kuruluşu olup, davalı işyerinden davacı adına yapılan bildirimlere esas dönem bodrolarının ve davacının imzasını taşıyan ücret bodrolarının dosyaya eklendiği ancak dava konusu bildirimsiz sürelere ait dönem bordrolarının kurumdan istenmediği ve bu sürelere ait işyeri dosyasında, imzalı ücret bordrolarının , puantaj cetvellerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Öte yandan davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında, çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Tespiti istenen çalışmaların hangi nedenle bildirim dışı kaldığı gereğince ve yeterince araştırma konusu yapılmamıştır.
Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte bu işyerinde çalışan, kayıtlara geçmiş kişilerden ise de; 2006 yılı nisan ayına ait işyerinden Kuruma verilen bodro dosyaya eklenmediğinden bu aya ilişkin kayıtlı tanık beyanı alınmadığı gibi iş yerinin bir kamu kuruluşu olması karşısında çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olduğundan davacının bu sürelere ait ücretini elden aldığı iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğundan kabul edilemez, mahkemece de bu konuda her hangi bir araştırma yapılmamış olmasından dolayı, tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş; davalı işyerine ait dava konusu döneme ait imzalı ücret bordroları ile puantaj cetvelleri getirtilerek, işyerinde davacıyla birlikte aynı dönemde çalışmış amir, şef, memur gibi kayıtlı tanıklar dinlenmek suretiyle, tespiti istenen sürelerin neden kayıt dışı kaldığı konusunda ve çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, işyeri defter ve kayıtları dahi incelenip çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı işverene iadesine, 21.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.