Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/9759 E. 2012/3188 K. 02.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9759
KARAR NO : 2012/3188
KARAR TARİHİ : 02.03.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili; davacının yaka kartı takmadığı ve mesaisine geç gelmesi sebebi ile hakkında uygunsuzluk tespit formu düzenlendiği, geç geldiğine ilişkin tutulan tutanaktan bir gün önce sözlü olarak iş sözleşmesi sona erdirildiği için işe gitmememesi üzerine telefon edilerek işe başlaması söylendiğini ihtiyacı olması sebebi ile tekrar işe gittiğini ancak davalının amacının eksik kalan tutanakları tamamlamak olduğunu, işverenin feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili; sorunlu bir personel olan davacının sorumsuz davranışları nedeni ile davacının savunması alınarak uyarı cezaları verildiği en son 27.02.2010 ve 01.03.2010 tarihinde tutulan tutanaklardan sonra iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın redddini savunmuştur.
Mahkemece davacı işçi hakkında çalıştığı dönem boyunca iki kez tutanak düzenlendiği, kıdemine göre tutulan tutanakların iş sözleşmesinin feshini gerektirecek düzeyde olmadığından davanın kabulüne karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin, davacının ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (h) alt bendinde, işçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi hali mevcuttur. İşverenin yönetim hakkı kapsamında verdiği talimatlara işçi uymak zorundadır. İşçinin talimatlara uymaması işverene duruma göre iş sözleşmesinin haklı ya da geçerli nedenle fesih hakkı verir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
Somut olayımızda temizlik görevlisi olan 05.02.2007 tarihinden fesih tarihine kadar davalı işyerinde çalışan davacının iş sözleşmesi hizmet sözleşmesinin 10. maddesinin a-b-c-d bentlerine aykırı davranışlarından dolayı 4857 sayılı Kanun’un 25/II-h maddesi gereğince feshedildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı ile ilgili 01.02.2010 tarihinde işe gelmediğine ilişkin tutanak tutulduğu, savunmasının istendiği davacının savunmasında bir gün önce baş hemşire tarafından işine sözlü olarak son verilmesi sebebi ile gelmediğini, akabinde telefon edilerek işe başlaması söylenmesi üzerine ihitiyacı olduğundan işe geldiğini beyan ettiği, 27.02.2010 tarihli tutanakta ise genel tuvaletlerde bulunan ve tuvaletler temizlendikten sonra doldurulması gereken temizlik çek listelerini davacının 3-4 gün öncesinden doldurduğunun tespit edildiği, 01.03.2010 tarihli tutanakta ise davacının mesai saatlerinde yaka kartsız çalıştığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Tanık beyanlarında ise davacının temizlik görevini aksatarak yaptığı, işini zamanında bitiremediği, yaka kartı takmadığı belirtilmiştir. Tutanaklar ve dinlenen tanık beyanlarına göre davacının tuvalet temizliğini yapmadığı halde temizlik çek listelerinin üç dört gün öncesinden doldurmasına ilişkin davranışı nedeni ile 4857 sayılı Kanun’un 25/II-h fıkrası uyarınca feshin haklı nedene dayandığı kabul edilmelidir. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 02.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.