YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1619
KARAR NO : 2022/6009
KARAR TARİHİ : 19.09.2022
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06.03.2019 tarih ve 2018/131 E. – 2019/70 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 20.11.2020 tarih ve 2019/595 E. – 2020/1035 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 11.01.2017 tarihinde 2017/02210 başvuru numarasıyla 09 ve 36 sınıflarda, DENİZ DENİZ KABUĞU markasının tescili için başvurduğunu, ancak DENİZ KABUĞU ACCESSORIES &COLLECTION +şekil ibareli markanın sahibi davalı gerçek kişinin itirazı üzerine davalı TPMK tarafından başvurunun reddine ve YİDK kararı ile de itirazın reddine karar verildiğini, ancak davacının Deniz ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, ayrıca kapsadığı mal ve hizmetler itibariyle de tüketici tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalı gerçek kişinin bir bujiteri mağazası olduğunu, tamamen farklı bir sektörde çalıştığını, Deniz ibaresinin davacının seri markalarının esaslı unsuru olduğunu, davalının bu markayı adına tescil ettirmesinin haksız rekabet teşkil edeceğini belirterek, 05.02.2018 tarih ve 2018-M-384 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, 6769 sayılı Kanun’un 6/1. maddesi kapsamında markaların ve kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının aynı/benzer olduğunu, her iki markanın esas unsurunun deniz kabuğu ibaresi olduğunu, kurumun tarafların faaliyet alanı ve işkolunu gözönüne almadığını, bunlardan bağımsız olarak ortalama tüketicinin her iki markayı ilişkilendirme ihtimalinin olacağını, seri marka olarak algılayacağını ve aynı işletmeden kaynaklandığını düşünebileceğini, iltibas tehlikesinin bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, davalının bijuteri ve giyim sektöründe 2008 yılından beri faaliyet gösterdiğini, firmanın 2013 yılında sicile tescil edildiğini, deniz kabuğu ibareli çok fazla sayıda markanın tesciline sahip olduğunu, bu nedenle davacının markasıyla karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, mal ve hizmet sınıflarının da aynı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı başvuru markası ile redde mesnet davalı markası arasında SMK 6/1 anlamında iltibas olduğu, davacının müktesep hak iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, “Deniz Deniz Kabuğu+şekil” ibareli başvuru ile redde mesnet “denizkabuğu accessories&collection+şekil” ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarının asli unsurunu “deniz kabuğu” ibaresinin oluşturduğu ve bu ibarenin, başvuru kapsamındaki 9. ve 36. sınıf mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin zayıf olduğunun da söylenemeyeceği, iltibas değerlendirmesinde marka kapsamları esas olduğundan, tarafların fiilen farklı sektörlerde faaliyet göstermelerinin sonuca bir etkisinin olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 19/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.