YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14492
KARAR NO : 2010/5949
KARAR TARİHİ : 25.05.2010
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, … kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 97.799.40-TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılar vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.5.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı … ile vekili … ile karşı taraf vekili … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan asil ve Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 10.07.2001 tarihinde meydana gelen … kazası sonucu % 43,00 oranında meslekte kazanma gücünü kaybeden sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davacının hesaplanan maddi zararından Borçlar Kanununun 43.maddesi gereğince % 10 oranında indirim yapıldıktan sonra SGK Başkanlığı tarafından ödenen geçici işgöremezlik ödeneği ile sürekli işgöremezlik nedeniyle bağlanan gelirin tüm peşin sermaye değeri düşülmek suretiyle maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçi, olay günü işyerinde, et kıyma makinesinde kıyma çekerken tokmak yerine eti eliyle iteklemesi ve sağ elini makineye kaptırarak sağ elinin bilek seviyesinden ampute olması ile … kazası sonucu %43,00 oranında meslekte kazanma gücünü yitirmiştir.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve … güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak, bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu … Kanununun 77. maddesinin açık buyruğudur.
15.06.2008 günlü bilirkişi raporunda; olayda işverenin % 85, işçinin ise %15 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Oysa, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler, … Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve … Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranının hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadıkları, somut olayın gerçekleşme biçimine göre sigortalının kusurunun az belirlendiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, kusur raporunun, … Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak …; işçi sağlığı ve … güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.
3-Davacının … kazası sonucu %43 oranında sürekli … göremezliğe maruz kaldığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık manevi tazminatın takdir edilme biçimi ve miktarı ile maddi tazminatın hesaplanmasına esas ücretin ve maddi tazminat hüküm altına alınırken faizli ve faizsiz tahsil edilecek miktarların belirlenmesindedir.
Yerel mahkemece davacının manevi tazminatı takdir edilirken sigortalıda oluşan sürekli işgöremezlik oranının yüzdelere ayrılmak suretiyle % 1 oranı için maktu birim fiyatı tespit edilerek anılan birim fiyatı esas alınarak toplam sürekli işgöremezlik oranı üzerinden manevi tazminatın belirlendiği anlaşılmaktadır. Manevi tazminatın bu şekilde tespiti, hatalıdır.
Gerçekten bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli … göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Yukarıda açıklanan ilkelerin ışığı altında davacı yararına manevi tazminata karar verilmek gerekirken her %1 birim … göremezlik için maktu (Gerekçede 1.200,00-TL alındığı açıklanmışsa da) 1.020,00-TL zarar hesabıyla 43.860,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ücrete yönelik temyize gelince; Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesaplanmasında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacının 19 yaşında olduğu … yerinde iki yıllık … tecrübesinin bulunduğu ve kalfalık belgesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır Hal böyle olunca devacının iki yıllık … tecrübesi bulunan kasap kalfası olduğundan bahisle emsal ücretinin araştırılmasının, kasap kalfası için bildirilen ücretin maddi tazminatın hesabına esas alınmasının hatalı olduğu açıktır.
Öte yandan Mahkemenin emsal ücret bildirilmesine ilişkin müzekkeresinde bildirilmesi istenen ücretin net ya da brüt ücret olduğu açıklanmadığı gibi, … … Kasaplar Esnaf Odasının cevabi yazılarında da bu yönde bir açıklama bulunmamaktadır. Bu duruma göre de, tazminatın hesaplanmasında bildirilen emsal ücretin net ücret olarak kabul edilmesinin dayanağının bulunmadığı açıktır.
Yerel Mahkemece hüküm altına alınan maddi tazminata uygulanacak faiz konusunda da hataya düşüldüğü görülmektedir. Davacının dava dilekçesinde fazla hakkını saklı tutarak 1.000,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden yasal faiziyle birlikte tahsili isteminde bulunduğu, maddi tazminatın ıslahen artırılması sırasında ıslahen artırılan bölümle ilgili faiz isteminin bulunmadığı dava ve ıslah dilekçesinden anlaşılmaktadır. Mahkemece de ıslahen artırılan bölüm için hüküm altına alınan maddi tazminata faiz işletilmemesi yerindedir. Ne var ki maddi tazminat alacağının 53.939,40-TL olduğu belirlendiğine ve dava dilekçesinde istenen 1.000,00-TL maddi tazminatla ilgili olarak faize karar verildiğine göre faizsiz tahsili gereken maddi tazminat alacağı 52.939,40-TL olduğu halde, çıkarma hatası yapılarak 53.839,40-TL nin faizsiz tahsiline karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Davalılar yararına takdir edilen 750.00 YTL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 25.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.