YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8285
KARAR NO : 2012/1304
KARAR TARİHİ : 07.02.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili davalı şirkete ait işyerinde 20/12/2008 – 18/10/2010 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde müşteri hizmetleri yetkilisi olarak çalıştığını, fesih bildiriminde gösterilen sebebin gerçeği yansıtmadığını, işverenin feshe en son çare olarak bakmadığını, feshin haksız olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacının çalışma şartlarının iyileştirilmesi ya da çalışanlara verilecek bilimsel temeli olan eğitimler yoluyla çalışmada konsantrasyonu arttıracak önlemler alınmaksızın fesih dışında bir ceza uygulaması yapılmaması feshe son çare olarak başvurulmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine, işe başlatma tazminatının dört aylık ücret tutarı olarak ve çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmiştir.
Karar davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre davacı işçinin davalı işyerinde 20/12/2008 -18/10/2010 tarihleri arasında müşteri hizmetleri yetkilisi olarak çalıştığı, 18/05/2010, 24/05/2010, tarihli tutanaklarla davacının hatalı davranışları nedeniyle savunması alınarak yazılı olarak uyarıldığı ve prim kesintisi cezası uygulandığı en son 13/10/2010 tarihli tutanak ile 09/10/2010 tarihinde 16:03-16:28 saatleri arasında gelen çağrıda çağrı merkezi standartları dışında görüşme gerçekleştirerek davacının eksik işlem yaptığının tespit edildiği, bu nedenle davacının savunması alınarak 20/10/2010 tarihli fesih bildirimi ile 4857 sayılı Kanun’un 17. ve 18. maddeleri gereğince feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davacı çalışanın hatalı davranışları nedeniyle davalı işveren tarafından savunması alınmış olup tutanak içerikleri ve davacının savunmalarına göre davacının işyeri kurallarına aykırı biçimde davrandığı, savunmalarında hatasını kabul ettiği, davalı işverenin yaptığı uyarı ve disiplin cezalarına rağmen hatalı tutum ve davranışlarını sürdürerek işyerinde işin işleyişini olumsuz yönde etkilediği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının çalışma şartlarının iyileştirilmesi ya da çalışanlara verilecek bilimsel temeli olan eğitimler yoluyla çalışmada konsantrasyonu arttıracak önlemler alınmaksızın fesih dışında bir ceza uygulaması yapılmaması feshe son çare olarak başvurulmadığı gerekçesi ile feshin geçersiz olduğu sonucuna varılması dosya içeriğine uygun düşmemiştir. Bu nedenle davalı işveren tarafından yapılan fesih bildirimi geçerli neden dayandığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 07/02/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi