YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16030
KARAR NO : 2013/17262
KARAR TARİHİ : 30.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kurumca yapılan haciz işleminin iptaline, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 1994-2004 yılları arasında … Malları Koruma Başkanlığı yapmış olan davacının ,Çiftçi Malları Koruma Başkanlığının prim borcundan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davacının taşınmazları üzerine konulan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece,6183 sayılı yasanın 58. maddesinde belirtilen / günlük süre geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Somut olayda ,2004/10654 takip numarası ile borçlusu … Malları Koruma Başkanlığı,…(Başkan) olan 2002/6-11,2003/1-12,2004/1-4 aylara ait prim borcu nedeniyle düzenlenen ödeme emrinin 01.07.2004 tarihinde davacı …’a tebliğ edildiği, davacının 06.10.2004 tarihinde mal beyanında bulunduğu,bu mal beyanına istinaden 29.11.2005 tarihli haciz bildirisi ile davacının … 2363 ,1392,2374 parselde bulunan taşınmazlarına haciz konulduğu,dava tarihinin 25.03.2013 olduğu dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece hak düşürücü süreye esas alınan ödeme emri, … Malları Koruma Derneği Tüzelkişiliği adına çıkarılmış olup olup davacının şahsi sorumluluğu nedeniyle çıkarılan bir ödeme emri mevcut değildir. Bu durum karşısında 7 günlük hak düşümü süresi davacıya uygulanamaz. Müteselsil borçlulardan her biri farklı zamanaşımına tabidir
506 sayılı Kanunun 80. maddesine göre; sigorta primlerini (fer’ileri ile) haklı sebepleri olmaksızın yasal süresi içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen tüzel kişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri; işbu prim borcundan dolayı Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Bu bağlamda, müteselsil borçluluğun en belirgin özelliği; alacaklıya karşı borçlulardan her birinin; edimin tamamından sorumlu olması, başka bir ifade ile, alacaklının borçlulardan hepsini birden takip ya da dava edebileceği gibi bunların içinden dilediği birini veya birkaçını dava ya da takip edebilmesi ise de; bu özellik, müteselsil borçların nispi bağımsızlığını ortadan kaldırır nitelik taşımamaktadır. Müteselsil borçların nispi bağımsızlığı ilkesinin zamanaşımı yönünden sonuçları ise; müteselsil borçlulukta, zamanaşımının borçlulardan biri bakımından durmasının diğer borçlulara sirayet etmemesi; müteselsil borçlulardan birinin ileri sürdüğü zamanaşımı def’inden bunu ileri sürmemiş olanların yararlanmalarının mümkün bulunmamasıdır. Her ne kadar, Borçlar Kanununun 134/1. maddesi hükmü, zamanaşımının borçlulardan birine karşı kesilmesi halinde, bundan diğer borçluların etkileneceği esasını içermekte ise de, yukarıda açıklandığı üzere, müteselsil borçlulukta her bir borçlunun borcunun diğerlerinkinden belli ölçüde bağımsız olduğu, bu bağlamda, zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, her borçlunun borcu bakımından ayrı ayrı incelenmesi gereği gözetildiğinde, anılan hükmün, istisnai nitelikte bir hüküm olması itibariyle Hukuk Genel Kurulunun 07.03.1986 tarih. E 1984/10-250, K 1986/205 sayılı kararında da ifade edildiği gibi, sözü edilen kural sadece tam teselsül durumunda uygulanmalıdır.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.