Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/16429 E. 2012/8619 K. 03.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16429
KARAR NO : 2012/8619
KARAR TARİHİ : 03.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar sebebi ile haklı olarak feshedildiğini savunmuştur.
Mahkemece, fesih sebebi yapılan işlemleri müşterilerin bilgisi dahilinde yapıldığının, bunların verdiği beyanlardan anlaşıldığı, banka disiplin yönetmeliğinin 9/A maddesi gereği davacının işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasını gerektirecek davacı uhdesinde kalan bir para veya bankanın uğramış olduğu bir zararın söz konusu olmadığı, davacının iş sözleşmesi feshinin haklı sebeple yapılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının iş sözleşmesi, müşteri hesaplarında usulsüz işlemler yaptığının banka müfettişi tarafından yapılan inceleme sonucunda tespit edilmesi üzerine işverence 4857 sayılı Kanun’un 25/2-e maddesi uyarınca haklı sebeple feshedilmiştir. Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda feshin haklı sebebe dayandığı belirtilmiş ise de; itiraz üzerine alınan son bilirkişi raporunda davacının müşteri hesaplarından zimmetine geçirdiği iddia edilen paranın zimmeti gerektirmediği, kaldı ki bunların müşteri hesaplarına iade edildiği, zimmetinde para kalmadığı belirtilmiştir.
Davacının dosya içeriği ile sabit olduğu üzere 2006 yılından sonra usulsüz birtakım işlemler yaptığı açıktır. Bu durumda, fesih sebebi yapılan olgu haklı sebep oluşturacak ağırlıkta olmasa bile, bu olgunun birkaç kez tekrar etmiş olması karşısında, artık davalı bankadan davacı ile iş ilişkisini sürdürmesi beklenemez. Zira davacının eylemleri ile iş ilişkisinin temelini oluşturan güven ilişkisi, iş sözleşmesinin sürdürülmesini olanaksız kılacak derecede sarsılmıştır. Bu sebeple davalı bankaca yapılan feshin geçerli sebebe dayandığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 581,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00.-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kesin olarak 03.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.