YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7013
KARAR NO : 2010/4899
KARAR TARİHİ : 27.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalı işverenler nezdinde 1970-2000 tarihleri arası çalıştığı ve eksik bildirilen günlerin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacıların davalı işverenlere ait tarım çiftliği işyerinde 1970-2000 yılları arasında işçi ve bekçi olarak çalıştıklarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı … … yönünden istemin reddine, diğer davacı … yönünden ise kabulüne karar verilmiştir.
Birden fazla davacının aynı dava dilekçesi bir işveren hakkında dava açabilmeleri için davacılar arasında zorunlu veya ihtiyari (isteğe bağlı) dava arkadaşlığının bulunması gerekir.
Zorunlu dava arkadaşlığı maddi hukukun (M.K., B.K.,…K) bir hakkın birden fazla kişi tarafından dava edilmesini veya birden fazla kişiye karşı dava açılmasını öngördüğü durumdur. Somut olayda maddi yönden zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı gibi şekli yönden dava arkadaşlığı da söz konusu değildir.
Bundan başka, zorunlu dava arkadaşlığı dışında kalan ihtiyari (isteğe bağlı) dava arkadaşlığının mümkün olduğu haller H.U.M.K.’nun 43. maddesinde a) Dava konusu hak veya borcun ortak olması (B.K. Mad. 148 müteselsil alacaklılar) b) Ortak bir işlem (örneğin sözleşme) ile birden çok kişi yararına borç yüklenilmiş olması c) Davanın aynı nedenden doğması (örneğin B.K. Mad. 50 birden fazla kişinin haksız fiil sorumluluğu) olarak sayılmıştır. Somut olayda davacılar arasında anılan maddede öngörülen nitelikte ihtiyari (isteğe bağlı) dava arkadaşlığı da bulunmamaktadır.
Yapılacak iş; davacılar arasında zorunlu veya ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığından H.U.M.K.’nun 46. maddesi uyarınca davaların ayrılmasına karar vermekten ibarettir.
O halde davalı Kurum ve işveren vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 27.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.