YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6491
KARAR NO : 2010/4922
KARAR TARİHİ : 29.04.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde 5.2.1992-10.5.2002 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 05.02.1992-10.05.2002 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının yanlış sicil numarası ile bildirilen ve onun adına kayıt ve tescili gereken ve yeniden tesbitinde hukuki yararı olmayan 01.05.2000-31.12.2001 tarihleri arasında sigortalı hizmetlerinin tesbit dışı bırakılarak 15.05.1995-30.04.2000 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ilc çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 01.05.2000 tarihinde 11065058 işyeri sicil numaralı davalı işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin 27.04.2000 tarihinde Kuruma verildiği, davalı işyerinin 01.05.2000 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davacının 01.05.2000-31.12.2001 tarihleri arasında 11065058 nolu davalı işyerindeki çalışmalarının 21914128 sigorta sicil numaralı … Zorluoğlu’nun hizmet cetvelinde ancak davacının ismi ile göründüğü, dönem bordrolarında davacı dışında çalışan olmadığı, kamu tanığı olarak dinlenen tanıkların ise komşu işyeri tanığı oldukları hususunun belgelendirilmediği, tesbit edilen sürenin askerlik çağına denk geldiği halde askerlik süresinin araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, davacının askere sevk ve terhis tarihlerini ilgili askerlik şubesinden sormak,askerde olduğu dönemde tesbit kararı verilemeyeceğini göz önünde bulundurmak, davacı ile aynı dönemlerde komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını veya işverenleri tesbit edip beyanlarına başvurmak, daha önce dinlenen komşu işyeri tanıklarının tanıklık yaptığı dönemle ilgili belgeleri getirtmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Kabule göre de, davanın kısmen kabulüne karar verildiğine göre, davalı Kurum yararına avukatlık ücretine hükmolunmaması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.