Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/10060 E. 2012/3652 K. 08.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10060
KARAR NO : 2012/3652
KARAR TARİHİ : 08.03.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 1998 yılı Ağustos ayında çalışmaya başladığını, başarılı olması sebebiyle finans müdürlüğüne getirildiğini ve iş sözleşmesinin 26.09.2008 tarihinde finans direktörü tarafından, yazılı fesih bildirimine uyulmaksızın ve sözlü olarak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca feshedildiğinin bildirildiğini, fesih gerekçesinin açıklanmadığını ve feshin yönetim kurulundaki bir iç hesaplaşma sonucunda keyfi olarak gerçekleştirildiğini belirterek feshin geçersizliği ile müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkette Finansman Müdürü olarak çalışmakta iken holding denetim koordinatörlüğünün yaptığı çalışmalar sonucunda sorumlu olduğu finansman departmanında müvekkili şirketin alacaklı olduğu karşılıksız çeklerin kanuni zorunlu unsurlarının eksik olduğu, bana rağmen uygun yeni çekleri istemediği, karşılıksız çeklerin ön ve arka yüzlerine iptal kaşesi basıldığı, yasal ve zorunlu işlemlerin yapılmadığı hususlarının tespit edildiğini, bu yasal zorunlulukların yerine getirilmemiş olması sebebiyle şirketin alacaklarının tahsil kabiliyetinin imkansız hale geldiğini ve zarara uğratıldığını, davacının bu şekilde görevini yerine getirirken işin gerektirdiği dikkat ve özeni göstermemesi, doğruluk ve bağlılık kurallarına aykırı hareket etmesi sebebiyle iş sözleşmesinin feshine karar verildiğini, bu şekilde gerçekleştirilen fesihlerde fesih sebebinin açık ve kesin bir şekilde yazılı bildirim yoluyla yapılma zorunluluğu bulunmadığı gibi yazılı fesih bildiriminin de davacı tarafından alınmadığını, davacının kusurlu davranışı ile güven ilişkisinin büyük ölçüde zedelendiğini ve iş ilişkisinin tamamen çekilmez hal alması sonucu, derhal fesih hakkının kullanıldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının feshe dayanak yapılan karşılıksız çekler üzerine iptal kaşesi basılmasında tek başına sorumluluğunun bulunmadığı, iptal dekontu düzenlenen çeklerin iki müdür imzası ile yapıldığı, davacının olmadığı zamanlarda mevcut olan iki müdür tarafından
imzalandığı ve bu nedenle davacının bilgisi olmadan bu yönde işlemler yapılabildiği, şirkette bulunan bilgisayar sisteminde bulunan blokaj sisteminin tamamıyla şirket yönetim kurulu veya üst yöneticilerinin sorumluluğunda bulunduğu, satış işlemlerinde son kararı üst yönetimin verdiği ve dolayısıyla davalı şirkette meydana gelen ve zarara sebep olan işlemlerden davacının tek başına sorumlu tutulmasının doğru olmadığı, hizmet akdinin feshini gerektirir bir hizmet kusuru bulunduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
Davacı Finansman Müdürü olarak görev yapmaktadır. Dosya içeriğinde bulunan ve 31.07.2006 tarihinde davacının imzasına tebliğ edilen Finans Müdürü Görev Tanımı başlıklı belgede “Kasa hareketlerinin kontrolü, çek ve senetlerin şekil şartlarına uygunluğu ve zamanında işlem görülmesini, SAP ortamında muhasebeleştirilmesini sağlamak” hususları Finansman Müdürünün görevleri arasında sayılmıştır. Mahkemece değişik tarihlerde alınan üç adet bilirkişi raporunda “davacının tek başına sorumluluğunun bulunmadığı” belirtilmişse de, dosyadaki bilgi ve belgelerden Finansman Müdürü olan davacının sorumluluğu altında bulunan departmanda şirketin alacaklarının tahsil edilmesi için gereken dikkat ve özeni göstermediği, bununla bağlantılı olarak karşılığı henüz tahsil edilmemiş olan çeklere iptal kaşesi basılması şeklindeki talimatı üzerine bu çeklerin de tahsil kabiliyetini kaybetmesine yol açtığı sabittir. Davacı da alınan yazılı savunmasında bu yönde talimat verdiğini kabul etmiş ancak tahsilatı yapılmayan çeklere iptal kaşesi vurulduğunu sonradan öğrendiğini beyan etmiştir. Bu şekilde davacının işinin gerektirdiği dikkat ve özeni göstermemesi üzerine dosyaya yansıyan belgelere göre davalı şirketin çok yüksek miktarda alacağını tahsil imkanını ortadan kaldırdığı ve işverenin menfaatlerini korumadığı anlaşılmaktadır. Davacının İş Kanunu’nun 25/II-e bendinde belirtilen doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları nedeniyle sözleşmenin feshi haklı nedene dayanmaktadır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davanın reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 20/3 maddesi uyarınca, mahkeme kararı bozularak Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacı tarafça yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 259,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 1.200,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine ,
6.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 08.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.