YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15437
KARAR NO : 2012/8535
KARAR TARİHİ : 03.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının uzun süren yıldırma politikası sonrası 09/06/2010’da işten çıkarıldığını, feshin yasaya uygun bulunmadığını geçerli bir fesih sebebi gösterilmediğini, feshin yazılı olarak yapılmadığını belirterek müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin davacının tavır ve eylemlerinin şirket nezdinde olması gereken güven duygusunu ortadan kaldırıldığını, davacının iş sözleşmesinin süre verilerek feshedildiğini, daha sonra olumsuz davranışlarda bulunması üzerine haklı fesih yapıldığını, davacının iş yerinde tutulması gereken şahsi sicil dosyalarından sorumlu olup kendi dosyasını imha ettiğini, bazı çalışanlara ait Akbank Kurtköy şubesindeki bilgileri personelin izni olmadan aldığını, hakkında Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, bu sebeplerle güven duygusunun kalmaması sebebiyle iş sözleşmesinin sona erdirildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı tanıklarının beyanlarına göre davacının iş sözleşmesinin çalışmasından duyulan memnuniyetsizlik ile tutum ve davranışlarından dolayı sona erdirildiğinin ileri sürüldüğü, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19/I. maddesine göre fesih işleminin yazılı olarak fesih sebepleri de kesin ve açık bir şekilde belirtilmek suretiyle yapılması gerektiği, 09/06/2010 tarihindeki feshin yazılı olarak bildirilmeyip bu tarihten iki gün sonra noterden gönderilmiş olmasının da feshi geçerli kılmayacağı, çünkü işten çıkış işleminden sonra gönderilen yazılı fesih bildiriminin kanunun emredici hükümleri karşısında geçersiz kabul edilebileceği, keza davacının tutum ve davranışlarından dolayı yapılmış bir fesih işleminde savunmasının alınması gerektiği, somut olayda da savunma alınmadan işten çıkartıldığı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İşçinin geçerli bir feshe sebep olabilecek davranışları 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebeplerden farklıdır. Yargılama sırasında bu sebeplerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek Işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu sebeple iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun’un 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
Somut olayda, personel ve muhasebe elemanı olarak çalışan davacının iş sözleşmesi işverence, personel özlük dosyalarında evrak yok etmesi, bilgi işlem sistemindeki kayıt ve bilgileri silmek suretiyle bilgi işlem sistemine zarar vermesi, şirket sırrı sayılan bilgileri şirket dışına izinsiz çıkardığının anlaşılması, şirketin menkul mülkiyetine dahil olan özel evrak ve şahsına ait bilgileri içeren özlük dosyasını yok ettiğinin öğrenilmesi sebepleriyle tazminatsız olarak feshedilmiştir. Dosya içeriğine göre, taraflar arasında süre gelen bir uyuşmazlık bulunduğu, yazılı delillere yansımamış olsa da, iş sözleşmesinin sözlü olarak süre verilerek feshedildiğinin davacıya söylendiği, bu süreçte işçinin işverene ait kendi kullanımına verilmiş bilgisayardan kendi özlük dosyasındaki bilgilerle şirkete ait bir kısım verileri sildiği anlaşılmaktadır. İşveren bu hususta teknik açıdan tespit yaptırmak durumunda kalmıştır. Olay büyüyerek Cumhuriyet Başsavcılığına intikal etmiştir. İşçinin yaptığı işin niteliğine göre bu eylemleri gerçekleştirmesi iş akışını bozucu niteliktedir. Artık işverenden iş ilişkisini devam ettirmesi normal ölçülerde beklenemez. Fesih geçerli sebebe dayanmaktadır ve davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 371,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak oybirliğiyle 03/05/2012 tarihinde karar verildi.