Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/7296 E. 2010/9693 K. 11.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7296
KARAR NO : 2010/9693
KARAR TARİHİ : 11.10.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01.11.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava; davacının 01.11.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne ilişkin verilen 07.10.2008 tarihli karar Dairemizin 21.12.2009 tarihli kararı ile davacının 4447 sayılı Yasanın 39 maddesi ile 1479 sayılı Yasaya eklenen geçici 10 maddesinin yürürlüğe girdiği 08.09.1999 tarihinde Türkiye’de 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak çalışması bulunmadığı gibi bu tarih de 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılmış bir borçlanması da bulunmadığından davacının yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının 3201 sayılı Yasa kapsamında Kuruma borçlanmanın yapıldığı 09.10.2007 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasanın 35/2 maddesine göre değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak 04.05.2010 tarihli karar ile istemin reddine karar verilmiştir.
Davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 08.11.1975 olduğu ve tahsis talep tarihi olan 10.10.2007 tarihi itibari ile 3201 sayılı Yasa kapsamında Fransa’da ev hanımı olarak geçen 08.11.1975-08.11.1990 tarihleri arasındaki 5420 günü kuruma borçlanarak 15 yıldan fazla sigortalılık süresinin bulunduğu konusunda uyuşmazlık yoktur.Uyuşmazlık davacının yaşlılık aylığı şartlarının yurt dışı borçlanmasını yaptığı tarih olan 09.10.2007 tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Yasa’nın 35/2. maddesi uyarınca mı, yoksa 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Yasanın 39. maddesi ile 1479 sayılı Yasaya eklenen geçici 10.madde hükümlerine göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
1479 sayılı Yasanın geçici 10/1 maddesi; Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlere göre,bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına hak kazananlar ile aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az kalan sigortalıların, tam veya kısmi yaşlılık aylığı talep haklarının saklı olduğunu kabul etmiştir. Yurt dışı hizmet borçlanmasının yapıldığı 09.10.2007 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasanın 35/2. maddesi ise sigortalının yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını doldurmuş olması, 15 yıldan beri sigortalı bulunması gerektiğini kabul etmiştir.
Her ne kadar bozma kararına uyma usulü kazanılmış hak doğurur ise de, usulü kazanılmış hakkı ortadan kaldıran yeni bir içtihadi birleştirme kararının çıkması, geçmişe etkili yeni bir yasanın yürürlüğe girmesi, usulü kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptali, maddi hataya dayalı bir bozma kararına uyma gibi durumlar usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2004/21-298 E. 2004/252 K., 2003/11-277 E. 2003/295 K., 2006/15-275 E. 2006/366 K., 2001/2-430 E. 2001/ 432 K., 2006/4- 519 E. 2006/ 527 K. nolu kararları da bu yöndedir.

Somut olayda Dairemizin 21.12.2009 tarihli bozma kararı maddi hataya dayalı olup kamu düzenine ilişkin bu davada davalı yararına usuli kazanılmış hak yaratmayacaktır.
Davacının 01.03.1955 doğumlu olup sigortalılık başlangıç tarihinin 08.11.1975 olduğu, 3201 sayılı Yasa kapsamında Fransa’da ev hanımı olarak geçen hizmetlerinden 5400 günü Kuruma 09.10.2007 tarihinde ödediği davacının yaşlılık aylığı şartlarının 4447 sayılı Yasanın 39. maddesi ile 1479 sayılı Yasaya eklenen geçici 10. maddesi hükümlerine göre belirlenmesi yolunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2010 gün ve 2010/10-471 E,2010/439 K, ve 2010/10-472E,2010/440 K. Ve 2010/21-302 E,2010/438 K, sayılı ilamları gereğince davacının 10.10.2007 tarihli tahsis isteminin kabulü gerektiği açıktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.