Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/19916 E. 2013/11315 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19916
KARAR NO : 2013/11315
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Hükmün, davacı … vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

KARAR

Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, basit yargılama usulünün uygulandığı İş Mahkemelerinde; 01.10.2011 tarihinden önce açılmış ve bir kez işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan davalarda, dosyanın bir kez daha takipsiz bırakılması halinde 1086 sayılı HUMK’un 409. maddesinin mi yoksa 6100 sayılı HMK’nın 320.maddesinin 4. bendinin mi uygulanacağı noktasındadır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 320.maddesinin 4. bendi “Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırılsa, dava açılmamış sayılır” hükmünü içermektedir.
HMK’nın 448.maddesine göre bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.
HMK’nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden önce bir kez takipsiz bırakılan dosyada davanın açılmamış sayılmasına karar verilebilmesi için HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra Kanun’un 320.maddesinin 4. bendine göre dosyanın iki kez takipsiz bırakılması gerekir.
Somut olayda, davacı tarafın 22.06.2010 tarihli duruşmaya katılmamış olması nedeni ile HUMK’un 409.maddesi uyarınca dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı tarafın 27.03.2012 tarihli duruşmaya da katılmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, HMK’nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra dosyanın bir … takipsiz bırakılması nedeniyle işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yasal koşulları bulunmadığı halde HMK’nın 320/4.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı …’e iadesine, 30.05.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dairenin bozma kararına konu uyuşmazlık, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK nın 316. maddesi uyarınca basit yargılama usulünün uygulandığı iş mahkemelerinde, 1086 sayılı HUMK nun yürürlükte olduğu dönemde açılıp bir kez işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan davalarda HMK nın yürürlükte olduğu 01.10.2011 tarihinden sonra davanın açılmamış sayılmasına karar vermek için HUMK 409. maddede belirtildiği gibi ilk yenilemeden sonra bir defa daha yenilemede bulunulabileceği ya da HMK 320/4. maddesi uyarınca bulunulamayacağına ilişkindir. Sorun, kanunların zaman bakımından uygulanması ile ilgilidir. Kanunların zaman bakımından uygulanması, bir kanun hükmünün zaman dilimi itibarıyla hangi andan itibaren uygulanabileceğiyle ilgilidir.
Davaya konu somut olayda mahkemece, davacının HUMK nun yürürlükte olduğu 22.06.2010 tarihli duruşmaya katılmaması nedeniyle dosyanın 409. madde uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verildiği, süresinde yenilendikten sonra, 6100 sayılı HMK nın yürürlükte olduğu 27.3. 2012 tarihli duruşmaya davacı tarafın mazeretsiz olarak katılmaması davalı tarafın da davayı takip etmemesi nedeniyle, mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasıyla birlikte HMK 320/4. madde uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verdiği görülmektedir.
Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.
Dairemizce, “Mahkemece, HMK’nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra dosyanın bir … takipsiz bırakılması nedeniyle işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yasal koşulları bulunmadığı halde HMK’nın 320/4. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı” olduğu gerekçeleri ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümünde, usul kanunlarının uygulanması bakımından geçerli olan derhal uygulama ilkesi üzerinde durulması ve uygulama maddelerinin irdelenmesinde yarar vardır.
Davanın açılması ile hukuk yargılaması başlar ve işlemlerin tamamlanması zaman alır. Bir işlemin başlaması ile bitmesi arasında … kanunlar yürürlüğe girip usul kurallarında değişiklikler yapabilir. Bir davada aynı anda iki usul kanununun birden uygulanması söz konusu olamayacağına göre, devam eden davalar bakımından hangi usul kanununun uygulanacağının belirlenmesi gerekir. Burada kanunların “zaman bakımından uygulanma” sı ilkesi ile karşılaşılmaktadır. Zaman bakımından uygulamaya esas olarak “geriye yürüme, derhal uygulama, ileriye yürüme” şeklinde üç ilke yön vermektedir. Bir kanun, yürürlüğe girmesinden önce açılmış davalara (olaylara) uygulanıyorsa, kanunun ‘geriye yürümesinden’ söz edilir. Geriye yürüme esasen bir istisnadır. Bu istisnaya ceza hukukunda sanık lehine olan kanunun uygulanmasında rastlanır. Bir kanunun, yürürlüğe girmesinden itibaren ilgili olduğu tüm olay ve işlemlere uygulanması öngörülmüş ise, kanunun ‘derhal uygulanmasından’ bahsedilir. Yine bir kanun yürürlükten kalkmasına rağmen, daha sonraki olay ve işlemlere uygulanmaya devam ediyorsa, kanunun ‘ileriye yürümesi’ söz konusudur. Ancak bunun için genelde geçiş hükümlerine ihtiyaç bulunmaktadır. Böyle bir uygulamayı … eden başka bir ifadeyle derhal uygulamada bir sakınca gören kanun koyucu, bu sakıncaları gidermek için geçiş hükümleri koyar. Kanun koyucunun yapmak istemediği bir şeyi uygulayıcının yorum yoluyla getirme yetkisi yoktur.
Kanun koyucu geçiş hükümleri ile, yapılan değişikliklerin, kanunun yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan olaylara ve durumlara uygulanmamasını veya aşamalı bir şekilde uygulanmasını öngörür. Davaya konu uyuşmazlık bakımından kanun koyucu herhangi bir geçiş hükmü getirme ihtiyacı duymadığına göre derhal uygulanmalıdır.
Yargılama hukukuna ilişkin işlemlerde kanun koyucunun iradesi belirleyicidir. İçeriği kanunla belirlenen ilişkiler, kanun koyucunun doğrudan iradesini yansıtmakta ve taraf iradelerinin belirleyiciliğine izin vermemektedir. Bu nedenle, … yargılama kanunu hükümleri, önceki kanun zamanında doğmuş olay ve ilişkilere ilişkin tamamlanmamış usul işlemlerinin … kanun zamanında süren etkilerine de uygulanır. Başka bir ifadeyle eski kanuna göre başlanıp da henüz tamamlanmamış işlemler … kanuna göre tamamlanır. Ancak eski kanun zamanında yapılıp tamamlanmış, kesinleşmiş ve taraflar için sonuçları gerçekleşmiş hukuksal durumlar ve işlemler … kanundan etkilenmezler. Geçerliliklerini korur ve yenilenmezler. Bu nedenle, usul kanunları yürürlüğe girdikleri andan itibaren kurulmuş bir hukuki işlemi bozamayacağı gibi kurulamamış ve geçersiz olan bir hukuki işlemi de diriltemez.
Genel kural, olay ve işlemlerin o sırada yürürlükte olan hukuk kurallarına bağlı olmasıdır. Usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında ‘haklı beklenti’ veya ‘hukuki güvenlik ve istikrar’ kavramlarının yeri yoktur. Usul kuralları kamu düzenine ilişkin kurallardır. Dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin durum, mahkemece unutulmuş olsa dahi diğer taraf lehine kazanılmış bir hak oluşturmaz. Bu nedenledir ki, usul işlemlerinde tarafların irade serbestisi ile belirledikleri bir durum söz konusu değildir. Kanun koyucunun hiç kimseye dava açarken yenilemenin kaç kez yapılacağına ilişkin ‘özel bir taahhüdü’ bulunmamaktadır. Öte yandan lehe uygulama veya lehe yorum maddi hukuk kuralları bakımından olabilir. Usul hukuku kurallarında lehe uygulama söz konusu değildir.
Bir olaya, o sırada yürürlükte olan hukuk kurallarının uygulanmasına derhal (hemen) uygulama ilkesi adı verilmektedir. Derhal uygulama ilkesi gereğince … kanun, yürürlüğe girdikten sonraki olay ve işlemlere uygulanmakta, geçmişe yürümemektedir. Hukuk yargılamasında, kanun değişikliklerinde ilke “derhal uygulama” dır. Bu ana kurala bağlı kalınarak, eski kanun zamanındaki usul işlemleri, eski kanuna göre sonuçlanmalı, sonuçlanmamış işlemlere ise … kanun uygulanarak sonuçlandırılmalıdır. Derhal uygulama ilkesi … kanunun eskisinden daha mükemmel olduğu, ülkede aynı anda iki yargılama kanununun uygulanmaması ve kanunların yürürlükte bulundukları süre içinde düzenlendikleri sahalarda uygulanması gerektiği anlayışına dayanmaktadır. Yargılamaya ilişkin kanunların derhal uygulanmasının bir nedeni de, bu kanunların kamu düzeni ile ilgili olmalarındandır. Bu nedenle, kanun değişikliklerinin taraflardan birisinin lehine olup olmaması önemli değildir.
Açıklanan “derhal uygulama” ilkesinden şu dört genel sonuç çıkmaktadır;
1- Usul işlemleri daima yürürlükteki yargılama kanuna göre yapılır,
2-Yürürlükteki yargılama kanununa uygun olarak yapılan işlemler sonradan değişiklik yapan kanunla geçerliliğini kaybetmez. … yargılama kanununun yürürlüğe girmesinden sonra yapılması gereken usul işlemleri … kanuna tabi olur,
3 – Eski kanuna göre yapılmamış işlemler … kanuna tabi olur,
4- … kanunun uygulanmasında kural olarak, kanunun tarafların leh veya aleyhinde olmasına bakılmaz. Yargılama işlemleri bakımından evvelce yapılmış bir işlem, lehte de olsa aleyhte de olsa geçerlidir ve … kanuna göre tekrarlanmaz. Dolayısıyla, usul kuralları bakımından kazanılmış haktan söz edilemez.
… kanun kural olarak ilerisi için kabul edilir. Doğal olarak … kanun eski kanunu izler. Bu izleme sırasında, daha önceki kanun zamanında açılmış bir davada, oluşumu tamamlanmamış bir usul işlemi, … kanun yürürlüğe girdiği zaman bütün unsurları ile … kanuna tabi olacaktır. Bu nedenle, bir davadaki usul işleminin eski kanun zamanında tamamlanıp tamamlanmadığına bakılmalıdır. Kuşkusuz, dava bir tek işlemden ibaret değildir. Görülmekte olan bir davada, cevap dilekçesi veya karşılıklı dilekçe vermek, iddia ve savunmayı doğrulayıcı nitelikteki delilleri ve belgeleri ileri sürmek gibi taraf işlemleri ile ara
kararları vermek, keşfe ve bilirkişi incelemesine gitmek, yazı ve imza uygulaması ve incelemesi yaptırmak, tanıkları davet etmek ve dinlemek, davayı karara bağlamak gibi hakimin işlemleri ayrı birer usuli işlem olarak ele alınmalıdır. Bunlardan hangisi henüz tamamlanmamışsa o işlem … kanun hükümlerine tabi tutulmalıdır. Dosyanın bir kez takipsiz bırakılması başka bir şey davanın açılmamış sayılmasına karar vermek başka bir şeydir. Dosyanın işlemden kaldırılması başlı başına bir işlemdir ve tek başına tamamlanmış bir işlemdir. Ancak birden fazla takipsiz bırakılmakla davanın açılmamış saylamasına karar vermek devam eden bir süreçtir. Bu nedenle bu sürece ilişkin usul hükümleri derhal uygulanır. Usul kanunlarında geçmişe uygulanma yoktur. Nitekim 6100 sayılı HMK daki 448. madde hükmü de bunu doğrulamaktadır. Anılan hüküm, bu kanun hükümlerinin, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanacağını belirtmektedir. Bu hüküm gereğince 6100 sayılı kanun, yürürlüğe girdiği sırada devam eden usul işlemlerinin, ne zaman başlatılmış olduklarına bakılmaksızın, henüz tamamlanmamış iseler uygulanacaktır. Kanun koyucu aksine bir uygulama getirmek isteseydi bunu ayrıca bir hükümle belirtirdi. Nitekim 6100 sayılı kanunda, görev konusunda bir uyuşmazlık çıkmasına olanak tanınmamış ve görev değişikliği normlarının daha önce açılmış davalarda derhal uygulanmaması, yani yürürlükten kalkan normun uygulanmasına devam edilmesi geçici 1/1. maddesinin, “bu kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmaz”, hükmüyle kabul edilmiştir. Buna karşılık dosyanın işlemden kaldırılması bakımından böyle bir istisna getirilmemiştir.
Basit yargılama usulüne tabi davalarda (iş mahkemelerindeki davalarda da bu usul uygulanacaktır), “işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır” (md. 320/4). Önceki kanun (md. 409) ve … kanuna göre yazılı yargılama usulüne tabi davalarda (md.150/6) “işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır”. Basit yargılama usulünün uygulandığı davalar bakımından … kanun işlemden kaldırılmasına karar verilen dosyanın ancak bir kez yenilenmesine izin vermektedir. Oysa önceki kanuna göre iki kez yenilenebilmektedir. Ancak önceki kanun döneminde bir kez işlemden kaldırılan davanın … kanun döneminde bir kez daha takipsiz bırakılması durumunda ikinci takipsizlikle birlikte davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekecektir.
Tüm bu açıklamalar göz önüne alındığında, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin yerel mahkeme kararı usul ve kanuna uygun olmakla, bozulması yönünde oluşan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.30/05/2013