YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12191
KARAR NO : 2010/15274
KARAR TARİHİ : 07.12.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi, … Köyü 172 ada 1 parsel sayılı 26612.71 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, … ocağı ve müştemilatı, 172 ada 2 parsel sayılı 9973.68 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham …, 171 ada 1 parsel sayılı 5488.87 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham … niteliğinde Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, bu yerlerin kendisine ait olduğunu ileri sürerek kadastro tespitine itiraz etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin Hazine adına olan tespitlerinin iptali ile davacı adına tescillerine karar verilmiş, hükümr davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosu yapılmış, taşınmazlar orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Mahkemece çekişmeli her üç parsel üzerinde davacı yararına kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak;
1- Bu yerlerden 171 ada 1 ve 172 ada 2 parsellerin tarım arazisi olmadığı, kır arazi durumunda olup üzerilerinde tarımsal faaliyette bulunulduğuna dair belirti görülmediği, ekonomik amacına uygun bir zilyetliğin sürdürülmediği taşınmaz başında yapılan keşifte yer alan tarım bilirkişi tarafından belirlenmiştir. Her ne kadar yerel bilirkişi ve tespit bilirkişilerince öncesinde davacıya ait tarım alanı olduğu bildirilmişse de bunun bir an için doğru olduğu kabul edilse dahi zilyetliğin 1978- 1980 yıllarından sonra söz konusu olmadığı, zilyetliğin terk edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, sözü edilen parseller hakkındaki davanın reddi gerekirken bu yerlerin davacı adına tescili yolunda verilen karar yerinde değildir.
2- 172 ada 1 parselle ilgili temyiz itirazlarına gelince;
Bu parselin halen … işletmesine ait şantiye niteliğinde olduğu, üzerinde işletmeye ait binaların bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece iki ayrı tarihte yapılan keşiflerde hazır bulunan yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri bu parselle ilgili farklı anlatımlarda bulunmuşlardır.
İlk keşifte 1937 – 1956 – 1937 doğumlu yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri dinlenmiş, bunlardan yerel bilirkişi “172/1 parsel 30 yıl önce davacı tarafından ekilip biçilirdi. Daha sonra … olduğu için işlenmemeye başladı. Madenciye kiraya verilip verilmediğini ben bilmem. Madenci bana Orman idaresine para verdiğini söyledi.” şeklinde; tespit bilirkişileri ise “tutanaklardaki beyanlarımız doğrudur. Ekleyecek bir husus yoktur.” şeklinde anlatımlarda bulunmuşlardır.
-2-
2010/12191 – 15274
2. Keşifte dinlenen 3 yerel bilirkişi ile 3 tanıktan bir bölümü “Buralarda herhangi bir … işletmesi yoktur. Davacının babası ve kendisi tarafından ekilip biçiliyordu. 1978 – 1980 yıllarında burada … Madencilik adı altında kömür madeni açıldı. O tarihten beri davacı ekip biçmiyor. Madenden kira alıp almadığını bilmiyorum. Bu yerin kirası karşılığında kömür verildiğini duydum, fakat kime verildiğini bilmiyorum. Davacı Manisa’da oturur, senede bir gelip taşınmazlarını kontrol eder. Buralarla ilişkisini kesmiş değildir. 172/1 parselde kömür madeni yoktur. Buradan kömür çıkartılmaz, sadece … işletmesinin şantiyesi mevcuttur. Kömür burada işleniyor.” şeklinde bilgi …, bir bölümü ise bu yerin kirasına karşılık olmak üzere önce davacının babasının, sonra da kendisinin kömür aldıklarını hatta hayır olsun diye camiye de kömür verdiklerini bildirmişlerdir.
Görüldüğü üzere çekişmeli bu yerin kullanımı karşılığında … işletmesi tarafından Orman Yönetimine mi, yoksa davacıya mı ödeme yapıldığı konusunda bir çelişki oluşmuş ve mahkemece bu çelişki üzerinde durularak, giderilmemiştir. Çelişkili anlatımlara dayanılarak davacının bu yerdeki zilyetliğini kanıtladığı düşünülemez. Bu nedenle; mahkemece, yeniden taşınmaz başında yapılacak keşifte önceden yapılan keşiflerde hazır bulunmuş olan yerel bilirkişi, tanık ve tespit bilirkişilerinin yeniden dinlenerek çelişkinin giderilmesi, bu yerin kullanımı karşılığında … işletmesi tarafından Orman İşletmesine mi, yoksa davacıya mı bedel ödendiği hususunun açıklığa kavuşturulması ve oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması gereklidir.
SONUÇ : Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 07/12/2010 günü oybirliği ile karar verildi.