YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7014
KARAR NO : 2010/4900
KARAR TARİHİ : 27.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 1980-1983 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işveren Belediyeye ait (360) sicil nolu işyerinde 25.06.1980-01.01.1983 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı iddiasına dayalı davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının davalı işyerinde 25.06.1980-01.01.1983 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işveren Belediyece davacının (360) sicil nolu iş yerinde 01.06.1980 tarihinde işe girdiğine dair davacı imzası bulunmayan işe giriş bildirgesinin verildiği, 1982/1. dönemde 30 gün, 1982/2. dönemde 30 gün bildirimde bulunulduğu, işyerinin yasa kapsamına alınma tarihinin araştırılmadığı, davalı işyerinin 1982 yılına ait dönem bordrolarının düzenlenip kuruma verildiği, diğer yıllara ait dönem bordrolarının istenmediği, işyeri dosyasının, imzalı ücret bordrolarının , puantaj cetvellerinin getirtilmediği anlaşılmaktadır.
Davacının işyerindeki çalışmaları 01.06.1980 tarihli davacının imzasını taşımayan işe giriş bildirgesi ile Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve 1982/1.2. dönemlerde 30’ar gün prim ödemesi yapmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Öte yandan davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında, çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Tespiti istenen çalışmaların hangi nedenle bildirim dışı kaldığı gereğince ve yeterince araştırma konusu yapılmamıştır.
Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte bu işyerinde çalışan, kayıtlara geçmiş kişilerden ise de; sadece 1982 yılına ait bildirimlerinin bulunması, iş yerinin bir kamu kuruluşu olması karşısında çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olduğundan ve mahkemece bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadığından tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş; tespiti istenen döneme ilişkin dönem bordrolarının SGK’dan istenip, işyeri imzalı ücret bordroları ile puantaj cetvellerinin Belediye’den getirtilerek, işyerinde davacıyla birlikte aynı dönemde çalışmış amir, şef, memur gibi kayıtlı tanıklar dinlenmek suretiyle, tespiti istenen sürelerin neden kayıt dışı kaldığı konusunda ve çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamına alınma tarihini araştırmak, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı … Başkanlığına iadesine, 27.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.