YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11802
KARAR NO : 2010/11944
KARAR TARİHİ : 06.10.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … … … ve arkadaşları vekili tarafından istenilmekle sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.11.2009 gün 2008/14634-2009/17503 sayılı red – bozma kararında özetle; “1-… … ve arkadaşlarının,…Temsilcisi, …(…), … … … … ve arkadaşlarının, … ve arkadaşlarının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazları yönünden ise; hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporlarının ekindeki hat uygulamasının yetersiz olduğu ancak yöredeki ilk orman sınırlandırmasının, 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan bu yasanın yürürlük tarihinden önce 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmış olduğundan salt tahdit haritasının uygulanmasının taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının tespitinde yetersiz kaldığı, kaldı ki; Hazinenin, çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile davaya katıldığı, bu sebeple çekişmeli taşınmazların öncesinin de araştırılması gerektiğinden taşınmazların bulunduğu yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında ne şekilde nitelendirildiklerinin belirlenmesi; 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumlarının saptanması gerektiği, dosyada bulunan fen bilirkişi harita kadastro yüksek mühendisi İrfan … tarafından düzenlenen 21.3.2008 havale tarihli rapor ekindeki aplikeli 1957 tarihli eski tarihli memleket haritasında 200, 204 ve 221 parsellerin tamamının yeşil renkli ormanlık alanda , diğer tüm çekişmeli taşınmazların ise orman içi açıklığı olarak gözüktükleri, her ne kadar keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirmişler ise de resmi belgelere aykırı düşen tanık ve bilirkişi beyanlarına değer verilemeyeceği, resmi belgelere göre çekişmeli taşınmazların orman bütünlüğü içinde bulundukları ve 6831 Sayılı Yasanın 17/2 maddesi uyarınca gerek memleket haritası ve gerekse tahdit haritasına göre orman içi açıklığı niteliğinde oldukları, 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25…..1970 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan
orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağının” öngörüldüğü, kaldı ki, hükme dayanak yapılan ziraat mühendisi Uğur Şahbaz tarafından düzenlenen raporda, 204 parselin üzerinde tarımsal üretime engel teşkil edecek şekilde meşe ağaçları, diğer taşınmazlar üzerinde ise tarımsal üretime engel teşkil etmeyecek meşe ağaçları bulunduğunun belirtildiği, bilimsel görüşlerde meşe tohumlarının, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer aldığı, tohum kanatlarının olmaması nedeniyle rüzgar v.s. gibi doğal etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesinin mümkün olmadığının açıklandığı, bu sebeple çekişmeli taşınmazların üzerindeki meşelerin kadastro tespit tarihinden önceki yıllarda tahrip edildiği toprak altında kalan ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden sonraki yıllarda çıkan kök ve sürgünlerinden yeniden bu gün üzerinde görülen meşelerin meydana geldiği, taşınmazların öncesinde eylemli orman niteliğinde oldukları, üzerlerindeki orman bitki örtüsünün sonradan ortadan kaldırıldığı ve bitişikteki Devlet Ormanının devamı niteliğinde bulunduklarının anlaşıldığı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağı orman sayılan yer olup Anayasanın 169, 3402 Sayılı Yasanın 17/1 ve 18/2. maddeleri gereğince ormanların zilyetlikle kazanılamayacağı, diğer taraftan çekişmeli taşınmazların … İlinin içme ve kullanma suyu sağlayan … Barajının su havzasının içinde kalmakta olup taşınmazların ortasından … Barajına dökülen dere geçtiği, bu haliyle de taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılacak yerlerden olmadığı gözetilerek çekişmeli taşınmazların tamamının kadastro tespitlerinin ve komisyon kararlarının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak Hazine ve Orman Yönetiminin davasının kabulüne, dava konusu … Köyü 200 ila 221 parsel sayılı taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine, katılanlar … vd’nin tapu iptali tescil istemleri yönünden mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde dosyanın görevli ve yetkili Pendik Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan … … … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme hükmü … … ve arkadaşları vekiline 28.05.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise, H.Y.U.Y.’nın 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra … … … ve arkadaşları vekili tarafından 15…..2010 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01…..1990 gün ve 3/4 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılardan … … … ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE, istek halinde peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine …/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.