Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/15812 E. 2012/8775 K. 04.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15812
KARAR NO : 2012/8775
KARAR TARİHİ : 04.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının göreve başladığı tarihten itibaren uyumsuz ve düşük performans ile çalıştığını, görevini usülüne uygun yerine getirmediği, defalarca uyarılmasına karşın görevlerini yerine getirmemeye devam etmesi sebebi ile iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanun’u 25/II-h maddesi uyarınca haklı feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bilgi işlem odasında ameliyat personelinin cep telefonunu tamir etmek için 50 dakika boyunca görev yerini terk etmesi sebebi ile verilen ihtar cezasının tek başına feshe yeterli olmadığı, otopark görevlisinin lavobo ihtiyacını gidermek için görev yerinden ayrılarak otoparka gitmesi ve bu esnada çay içmesinin, mola saatlerinin düzensiz olması sebebi ile mazur görülebileceği, bir hastanın ödeme yapmadan ayrılmasından davacının sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, 14.07.2005-16.08.2010 tarihleri arasında güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesi mesai saatleri içerisinde görev yerini terk etmesi, görevlerini savsaklaması, görev ve sorumlulukları ile bağdaşmayan ciddiyetsiz davranışlarından dolayı defalarca uyarılmasına karşın düzelme gözlemlenememesi sebeplerinden ötürü haklı sebeple feshedilmiştir. Dosya içeriğine göre davacının gece nöbetinde hastanede çalışan bir personelin cep telefonunu bilgi işlem odasında tamir etmeye çalıştığı yaklaşık 50 dakika boyunca görev yerinde bulunmadığı, otopark görevlisi lavobaya gittiği için otopark bölgesinde oluşan hatalı park sorununu engellemek için görevli gelene kadar beklediği ve çay içtiği süre boyunca görev yerinde bulunmadığı sabittir. Davacı hakkında daha önce nöbette uyuması sebebi ile verilmiş ihtar cezası da bulunmaktadır. Hastane güvenliğini sağlamakla yükümlü güvenlik görevlisi olan davacının görev yerini terk etmesine ilişkin tekrarlanan davranışları birlikte değerlendirildiğinde haklı fesih ağırlığında olmamakla birlikte geçerli fesih sebebidir. Davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 04.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.