YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7357
KARAR NO : 2013/17018
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/12/1986-05/02/1986 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.12.1986–05.02.1986 tarihleri arasında davalı … isimli iş yerinde bekçi olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık; davacının hizmet tespitine yönelik talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı, uğramadığı takdirde davacının çalışmalarının yöntemince kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79/10. maddesidir. Anılan Kanun’un 6. maddesinde ifade edildiği üzere; “Sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanun’un 79/10. maddesi hükmüne göre ise; Kurum’a bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurum’ca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kurum’a verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurum’ca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Yukarıda sayılan belgelerin ve bu kapsamda işe giriş bildirgesinin süresi içerisinde kuruma verilmesinden önceki döneme ilişkin dönemler hak düşürücü süreye tabi olur ise de sonraki süreler bakımından hak düşürücü süre söz konusu olmayacaktır. Çalışma ilişkisinin sürekli değil de kesintili olması halinde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
Somut olayda, davacının davalı işyerinden Kuruma bildirilen sigortalı çalışmasının bulunmadığı, davacı vekili tarafından sunulan işe giriş bildirgesinin aslının bulunup bulunmadığı ve kayıtlara geçip geçmediğinin davalı Kurumundan sorulmadığı, tespite konu dönemde davalı işyerinde müfettiş incelemesi olup olmadığının araştırılmadığı, davacının işyeri özlük dosyası ve ücret ödeme belgelerinin davalı iş yerinden getirtilmediği, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamına alınma tarihinin araştırılmadığı, böylece davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, öncelikle davacının talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığını belirlemek amacıyla dönem bordrolarının tamamı ile davacının sigortalı sicil dosyasını ve işyeri özlük dosyasını eksiksiz bir şekilde getirtilerek davacı adına düzenlenmiş işe giriş bildirgesi, kısmi çalışma bildirimi ve davalı işyerinde tespite konu dönemde yapılmış müfettiş incelemesi olup olmadığını araştırmak, davacının talebinin hak düşürücü süreye uğradığı anlaşılır ise davanın reddine karar vermek, hak düşürücü süreye uğramadığı anlaşılır ise davalı Kurumdan işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamına alınma tarihini sormak, varsa bordrolarda isimleri bulunan kişileri bordro tanığı olarak dinlemek, Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek çalışma olgusunu yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlemekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.