YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1868
KARAR NO : 2010/5217
KARAR TARİHİ : 04.05.2010
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacılar murisinin … kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 25.10.2003 tarihinde meydana gelen … kazası sonucu ölen …’ın hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davacıların tüm, temyiz eden davalının sair temyiz itirazlarının reddi ile davacı anneye kurumun gelir bağlayıp bağlamadığının araştırılarak hesaplanan tazminatından sigorta tahsisleri peşin sermaye değerinin indirilmesi gerektiğine dair Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı eşin maddi tazminat isteminin reddi ile manevi tazminat isteminin kabulüne, davacı anne bakımından manevi tazminat isteminin kabulüne, davacı kardeşler bakımından manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin karar bozma dışı kalarak kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına ve bozma sonrası yapılan araştırmaya göre davacı annenin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiş ve bu karar davacı tarafça süresinde temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 389.maddesi hükmü gereği, hükmün taraflara yükletilen ödevlerin ve bahşedilen hakların hiçbir kuşku ve tereddüdü gerektirmeyecek şekilde çok açık ve infaz edilebilir (İİK.24.mad) nitelikte olması gerekir.
Somut olayda hüküm fıkrasının 1.bendinde davacı … 2. bendinde ise davacı …, yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının yazılmaması, “manevi tazminat isteminin kabulüne” denilmekle yetinilmesi infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. Öte yandan anılan davacıların önceki kararda manevi tazminat istemlerinin kısmen kabul edildiği ve bu kararın bozma dışı kaldığı da ortadadır. Bu yönüyle de kurulan hüküm tereddüt yaratmaktadır.
Davacılar …, …, … ve … ile ilgili hükme gelince, anılan davacılarla ilgili olarak kurulan hükmün bozma dışı kaldığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerinde ise de önceki kararda anılan davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verildiği halde, davanın kabulüne karar verildiğinden söz edilmek suretiyle hükmün infazında tereddüt yaratılmıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.