Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/6539 E. 2010/4338 K. 14.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6539
KARAR NO : 2010/4338
KARAR TARİHİ : 14.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,murisinin 9.8.1970 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespiti ile ölüm geliri bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Dava, sigortalının 09.08.1970 tarihinde işyerinde geçirdiği zararlandırıcı olayın iş kazası olduğunun tesbiti ile davacı eşinin olay tarihinden itibaren ölüm gelirine hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, 506 sayılı Yasa’nın 79.maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre ile BK’nun 125.maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin fazlasıyla geçtiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Gerek olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 27.ve 12.gerekse 5510 sayılı Yasa’nın 13. ve 20.maddesinde İş kazasının sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu,bu sürenin iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği, iş kazasına bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanacağı bildirilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 23.maddesinde işkazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının eşine ölüm geliri bağlanacağı,dul eşin evlenmesi halinde gelirin kesileceği,evlenme son bulunca gelirin yeniden bağlanacağı,5510 sayılı Yasa’nın 20.maddesinde iş kazası veya meslekhastalığına bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanacağı,gelirin başlangıcı,kesilme ve yeniden bağlanmasında 34.ve 35. Maddelerin uygulanacağı,34.maddesinde ölen sigortalının dul eşine % 50 oranında,aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5./1-(a),(b) ve (c) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmaması halinde %75’i oranında gelir bağlanacağı bildirilmiştir.
Olayın iş kazası sayılması gerektiğinin tesbitine ilişkin davanın asıl amacı, 506 ve 5510 sayılı Yasa gereğince hak sahiplerine iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanmasının teminine yöneliktir. Diğer yandan bir sosyal sigorta olayının iş kazası sayılıp sayılmaması işverenin dahi hak alanını ilgilendirir. Zira işveren kusurlu ve de olayda iş kazası ise, kurum bağladığı gelirin peşin değerini işverenden isteyebilecektir.
Dava konusu olan hukuki ilişki birden fazla kişi arasında ortak olup da, bu hukuki ilişki hakkında mahkemece bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesi gereken hallerde, dava arkadaşlığı maddi bakımdan zorunludur. Burada dava arkadaşları arasındaki hukuki ilişki son derece sıkı olup Mahkeme, mecburi dava arkadaşlarının hepsi hakkında aynı ve bir tek karar verir.
İş kazasının tesbiti istemine ilişkin dava sonucunda mahkemece verilecek hüküm gerek işverenin gerekse Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hak alanını etkileyeceğinden işveren ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Davalılar arasında (pasif) mecburi dava arkadaşlığı bulunması halinde, davacı bütün davalılara karşı birlikte dava açmak zorundadır. Dava bütün mecburi dava arkadaşlarına karşı değil de bunlardan birine veya bir kaçına karşı açılmış ise bu halde, dava sıfat yokluğundan reddedilemez. Mahkemenin, davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmesi için davacıya bir süre vermesi, davacı bu süre içinde davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil ederse davaya devam etmesi gerekir. Davanın teşmili müessesesi uygulamada ” dahili davalı ” olarak nitelendirilmekte olup, davayı teşmil eden davacının bu işlem için ayrı bir başvuru harcı ödemesi gerekir. Gerekli harç ödenmez ise mahkeme davacının davanın teşmili talebini inceleme konusu yapamaz ve davanın teşmil edildiği kişi ihbar olunan üçüncü kişi olarak kabul edilir, aleyhine hüküm kurulamaz.
Öte yandan, 506 sayılı Yasa’nın 99. maddesinde zamanaşımı ve hakkın düşmesi ile ilgili düzenleme yer almaktadır.Bu maddeye göre, “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazalarıyla meslek hastalıkları ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıklar, … doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar. Bu durumda olanların gelir ve aylıkları, yazılı istek tarihini takibeden aybaşından itibaren başlar.İş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından kazanılan diğer haklar ile hastalık ve analık sigortalarından … haklar ise, … doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse düşer.Geçici iş göremezlik ödeneğini veya herhangi bir döneme ilişkin gelir veya aylığını beş yıl içinde almayanların, söz konusu ödenek, gelir veya aylıkları ödenmez.”.Buna göre söz konusu yasal düzenlemede gelir ve aylıklar ile kazanılan diğer haklarla ilgili zamanaşımı ve hak düşürücü süreden söz edilmiş ise de iş kazası,meslek hastalığı ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıkların … doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmez ise zamanaşımına uğrayacağı,bu durumda olanların gelir ve aylıklarının yazılı istek tarihini takip eden aybaşından başlayacağı bildirilmekle olayın iş kazası olması halinde şartları var ise davacıya yazılı talebini takip eden aybaşından itibaren iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması mümkündür.Öte yandan iş kazasının tesbiti istemine ilişkin davalarda hak düşürücü süre ile ilgili bir düzenlemede yer almamaktadır.Hal böyle olunca yazılı gerekçelerle istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacıya davayı işverene yöntemince yöneltmesi için önel vermek ve işverenin göstereceği deliller toplandıktan sonra çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 14.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.