YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/917
KARAR NO : 2011/2522
KARAR TARİHİ : 22.03.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,yurtdışı çalışma başlangıcı olan 26.4.1985 tarihi sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun tespiti ile 1.4.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; 26.04.1985 – 21.06.1991, 01.07.1995 – 25.11.1997 ve 01.07.2002 – 29.06.2007 tarihleri arasında Avusturalya’da geçen çalışmaların 3201 sayılı Yasaya göre borçlanıldığından bahisle sigorta başlangıcının Avusturalya’da çalışmaya başladığı 26.04.1985 olduğunun ve hak 11.03.2009 tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının davasının kısmen kabulü ile sigorta başlangıcının yurt dışı çalışmanın başladığı 26.04.1985 tarihi olduğunun tespitine, borçlanma tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yeterli prim ödeme gün sayısı bulunmadığından yaşlılık aylığına yönelik istemin reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin yaşlılık aylığı isteminin reddine ilişkin kararı sonucu itibarıyla doğrudur. Sigorta başlangıcında ise hataya düşüldüğü görülmektedir.
Davacının 01.07.2007 tarihinde başlayan isteğe bağlı sigortalılığı ve borçlandığı yurt dışı hizmetleri öncesinde Türkiye’de sigortalılığının bulunmadığı, borçlanma bedellerinin ödendiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık: Türkiye Cumhuriyeti ile Sosyal Güvenlik Sözleşmesi bulunmayan Avusturalya’da geçen çalışmaların borçlanılması nedeniyle Türkiye’de sigorta başlangıç tarihinin belirlenmesi ve 11.03.2009 tahsis talep tarihinde davacının yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Aramızda Sosyal Güvenlik Sözleşmesi bulunan ülkelerde geçen çalışmalar bakımından sözleşme hükümlerinde Türkiye’de sigorta başlangıcının nasıl belirleneceğine ilişkin bir düzenleme varsa bu düzenleme esas alınarak sigorta başlangıcı belirlenmelidir. Aramızda Sosyal Güvenlik Sözleşmesi bulunmayan ülkelerde geçen çalışmalar bakımından ise Türkiye’de sigorta başlangıcının belirlenmesindeki usul ise 3201 sayılı Yasada belirlenmiştir. Davacının yurt dışı hizmet borçlanması öncesinde Türkiye’de sigortalı çalışması bulunmadığından bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı yasanın 5/3 maddesinde Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihinin, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülmek suretiyle bulunacağı, düzenlenmiştir. Hal böyle olunca da Avusturalya ile aramızda Sosyal Güvenlik Sözleşmesi bulunmadığı halde yurt dışı çalışma başlangıcının Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Yaşlılık aylığına gelince: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-499E, 2010/532K sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; daha önce sigortalı olarak Türkiye’de tescili olmayanların 506 Sayılı Kanunun Geçici 81.maddesinin yürürlük tarihinden sonrasına ve yürürlük tarihinden öncesine ait devreye ilişkin olarak yapacakları borçlanmaların; Geçici 81.madde uygulamasında gözetilmesi gerektiği halde, 01.07.2006-29.06.2007 dönemine ait borçlanma bedelinin yatırıldığı 22.05.2008 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 60/A-b maddesi koşulları oluşmadığından bahisle istemin reddi hatalı ise de, davacının 3201 sayılı Yasa’nın 5/3 maddesi gereğince belirlenecek sigorta başlangıç tarihi, primi ödeme gün sayısı ve tahsis talep tarihindeki yaşı dikkate alındığında, 11.03.2009 tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanmadığı açıkça belli bulunduğundan, diğer bir deyişle yaşlılık aylığına ilişkin istemin reddi sonucu itibarıyla doğru bulunduğundan bu yanlışlık bozma nedeni yapılmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.