Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/10447 E. 2011/2862 K. 29.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10447
KARAR NO : 2011/2862
KARAR TARİHİ : 29.03.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 2008/30338 ve 30339 sayılı ödeme emirlerinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 8.3.2011 günü Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verildi. Ve bırakılan günde Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, nitelikçe, davacının 5458 sayılı Yasa gereğince imzaladığı 29.05.2006 tarihli talep ve taahhütnamenin geçerli olduğunun tespiti ile aksi yöndeki davalı Kurum işleminin ve ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece: 30 taksitten oluşan tüm borcunu davacının, ödeme planına göre, 30.11.2008 tarihine kadar ödemesi gerekirken, bir takvim yılında üç taksitini ödemediği, davalı Kurumun yeniden yapılandırmanın bozulmasına ilişkin işleminin 5458 sayılı Yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının birikmiş prim borçlarını 5458 sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca yapılandırılmasını 29.05.2006 tarihli dilekçesi ile talep ve taahhüt ettiği, borcun 30 taksite bölündüğü, en son taksit tarihinin 30.10.2008 tarihi olduğu, 28.11.2008 tarihinde 26, 29, 30. Taksitlerin ödememiş bulunduğu, bu tarihte davacının yaptığı ödemenin 26 ve 29. Taksitlere karşılık olarak kabul edilerek, son taksiti izleyen ayın sonuna kadar borcun tamamı ödenmediğinden bahisle, davalı kurumun yapılandırmayı iptal ederek, prim ve işsizlik sigorta prim borçlarının tahsili için ödeme emri düzenleyerek davacıya gönderdiği, davanın süresinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının cari ay prim borcunun bulunmadığı, yeniden yapılandırma kapsamında taksitlendirilen borcu nedeniyle, son taksit tarihinden sonra yaptığı ödeminin davalı kurum tarafından 26 ve 29. taksitlere karşılık kabul edildiği 30. Taksitin (Son taksit) ödenmediği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık son taksitin ödenmediği durumda yapılması gerekli işleme ilişkindir. Davalı kurumca yapılandırmanın iptali yoluna gidilmişse de bu doğru olmamıştır.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5458 sayılı Yasanın 3 maddesinin 3. ve 4. Fıkraları olup, anılan düzenlemede : 3. Fıkrada başvurusu kabul edilip borçları yeniden yapılandırılanlar; borç türü bazında taksitlendirilmiş borçlarıyla ilgili ödeme yükümlülüklerini bir takvim yılında üç defadan fazla veya taksitlendirme süresi içinde tahakkuk edecek aynı mahiyetteki carî ay borçlarıyla ilgili ödeme yükümlülüklerini bir takvim yılında üç defadan fazla yerine getirmemeleri halinde, yeniden yapılandırma hakkını kaybedecekleri ve ödedikleri tutarların Sosyal Sigortalar Kurumu ve …’un ilgili mevzuatı uyarınca borçlarına mahsup edileceği, taksit veya carî aya ilişkin ödeme yükümlülüklerinin eksik yerine getirilmiş olması halinde, ödeme yükümlülüğü ihlal edilmiş sayılacağı,
4.fıkrada ise: Üçüncü fıkraya göre bir takvim yılında ödenmeyen ya da eksik ödenen taksit tutarlarının taksitlendirme süresi aşılmamak kaydıyla en geç izleyen takvim yılının sonuna kadar; ödenmeyen ya da eksik ödenen kısmın son takside ait olması halinde ise, bu tutarın son taksiti izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen kısım ile birlikte, gecikilen her ay için Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait TL cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faiz oranına 1 puan eklenmek suretiyle bulunacak faiz oranının bileşik bazda uygulanması sonucunda hesaplanacak faiz miktarının ödenmesi halinde bu Kanunun yeniden yapılandırma hükümlerinden yararlanacakları, Üçüncü fıkraya göre taksitlendirme süresi içinde ödenmeyen ya da eksik ödenen aynı mahiyetteki carî ay prim ve diğer borçları ise, Sosyal Sigortalar Kurumu ve … mevzuatına göre gecikme zammı hesaplanarak tahsil edileceği bildirilmiştir.
Öncelikle belirtilmelidir ki 5458 sayılı Yasanın 3. maddesinde sözü edilen “bir takvim yılı” sözcüğü ile her yılın 1-12. ayları arasındaki süre, ödeme yükümlülüğünün” bir takvim yılında üç defadan fazla yerine getirilmemesi” sözcükleri ile de “bir takvim yılında en az 4 defa” ödeme yükümlülüğünün ihlal edilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca yasal düzenlemede ödeme yükümlülüğünün ihlalinin belirlenmesinde taksit borcunu ödememe veya eksik ödeme ile cari ay prim borcunu ödememe veya eksik ödeme sayısı ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulmuş olup aynı ayda taksit ve cari ay prim borcunun ödenmemiş olması ödeme yükümlülüğünün bir kez ihlali anlamına gelmektedir. Öte yandan bir ay taksit veya cari ay priminin ödenmemiş olması halinde bir sonraki ay ödenen taksit veya cari ay priminin BK.’nun 84, 85, 86 maddeleri gereğince önceki ödenmemiş aya mahsuben ödendiğinin kabulü gerekir.
Somut olaya gelince davacının ödemediği taksit sayısı üçten fazla olmadığı gibi taksitlendirmesinin iptali için başvurusu da yoktur. Diğer bir deyişle yeniden yapılandırmanın iptali için yasanın aradığı bir takvim yılında en az 4 defa ödeme yükümlülüğünün ihlali şartı davacı bakımından söz konusu değildir. Yasada 3 ve daha az taksitin ödenmemesi hali yapılandırmanın iptal nedeni olarak düzenlenmemiştir. Hal böyle olunca 3 taksitin ödenmemesinin iptal nedeni olarak kabulünün hatalı olduğu ortadadır.
Yapılacak iş; davacının ödeme yükümlülüğünü bir takvim yılında üç defadan fazla ihlal etmediği gibi taksitlendirmesinin iptal edilmesi için Kurumdan bir talepte bulunmadığından yapılandırmanın geçerli bulunduğu kabul edilerek, ödenmeyen kısım için işleyecek faiziyle birlikte davacının ödemesi gereken borç miktarı davalı kurumdan sorulmak, kurumca bildirilen miktara davacının itirazı olması halinde eldeki davanın uzmanı hukukçu, mali müşavir ve hesap uzmanı bilirkişi heyetinden konuya ilişkin rapor alınarak davacının borçlu olduğu miktar belirlenmek, davacıya bu borcu ödemesi için önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.