YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13356
KARAR NO : 2011/2864
KARAR TARİHİ : 29.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 30.04.1984-30.07.1984 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava nitelikçe: 30.04.1984-30.07.1984 tarihleri arasında davalıya ait ev tadilat işinde geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespitine ilişkindir.
Mahkemece zorunlu yada ihtiyarı dava arkadaşı olmayan davacıların birlikte dava açamayacaklarına ilişkin Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulü ile davacının 01.04.1984-30.07.1984 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği, Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. Ve 5510 sayılı Yasanın 86/9.maddeleri olan bu tür davalarda, öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren, tarafından verilip verilmediği, ya da çalıştıklarının kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmasının konusu, sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve posta başı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıç sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun M.288 de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı 506 sayılı Yasanın 3/B,D ile 5510 sayılı Yasanın 6/a,c maddelerinde olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı göz önünde tutulmalıdır.
Yukarıda açıklanan hususlar, yeterli ve gerekli bir araştırmayla ve deliller hep birlikte değerlendirilerek aydınlığa kavuşturulduktan sonra o çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğu yönü üzerinde durulmalı ve çalışmayı kapsama alan yasanın yürürlük tarihinden sonraki dönem için hizmetin tespitine karar verilmelidir.
Somut olayda davalı işyerinden davacı adına sicil numarasız olarak 1984/1 dönem bordrosunda 01.04.1984 giriş tarihi ile 15 gün bildirimde bulunulduğu görülmektedir. Davalı işyerinden başkaca verilmiş bordro bulunmadığı verilmediği anlaşıldığından, işyerinin Kuruma verdiği bordrolarda çalışmaları bulunan tanık dinletilmesi mümkün değilse de, davalı işyerinin komşusu olan işyerlerinin sahipleri ile bu işyerlerinin kayıtlara geçmiş çalışanları veya benzer işi yapan işyerlerinin sahipleri ile kayıtlara geçmiş çalışanları tespit edilip dinlenmeden, işyerinin vergi kayıtları, muhtasar beyannameleri getirtilerek incelenmeden, eksik araştırma ve inceleme ile yetersiz tanık anlatımları esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan davacı 30.04.1984-30.07.1984 tarihleri arasında kalan süredeki çalışmanın tespiti istemi ile dava açtığı halde HUMK’nun 74 maddesinde düzenlenen istemle bağlılık ilkesine aykırı biçimde 01.04.1984 tarihinden itibaren hizmet tespitine karar verilmesi de kabul şekli bakımından hatalı olmuştur.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.