YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2104
KARAR NO : 2011/2975
KARAR TARİHİ : 31.03.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, geç ödenen yaşlılık aylığı faiz alacağının tahsiline, fazla ödediğinin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 188053,34 işyeri sicil numaralı işyerindeki çalışmasının aynı adı taşıyan başka sicil numaralı …’ya mı yoksa davacıya mı ait olduğu belirlenemediğinden ve iki sigorta sicil numarası bulunduğu gerekçesiyle davalı Kurumca kabul edilmeyen çalışmalarının davacıya aidiyetinin tespiti ile kabul edilmeyen süre kadar yeniden çalışmak zorunda bırakılan davacının bu çalışmalar kendisine ait olduğu halde Kurumca kabul edilmediği için geç emekli edilmesi nedeniyle ödenmeyen 3.333,00 TL birikmiş yaşlılık aylığının hak ediş tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile ve davacının fazladan ödemek zorunda kaldığı 530,00 TL primin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece dava konusu çalışmanın davacıya ait olduğunun kabulüyle toplam 3.032,72 TL birikmiş aylığın hakediş tarihinden itibaren faiziyle, 530,00 TL fazla ödenen primin ödeme tarihinden itibaren faiziyle davalı Kurumdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davadışı …’nın 1980/4-1981/4 tarihleri arasında 16056 işyeri sicil numaralı işyerinde 90’ar gün çalışması bulunduğu,bu kişinin aynı zamanda davacının çalıştığı 188053 işyeri sicil numaralı işyerinde çalışması mümkün olmadığı gerekçesiyle bu çalışmaların davacıya ait olduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, verilecek kararın davadışı 8603250 sicil numaralı …. oğlu … 1943 doğumlu …’nın da hak alanını doğrudan etkilediği açıktır. Bu bakımdan, davadışı …. oğlu …doğumlu …’ya davanın yöntemince yöneltilmesi gerektiği ortadadır. Oysa, yargılamanın bu kişinin yokluğunda davalı Kurumun huzuru ile sürdürüldüğü ve sonuçlandırıldığı açıktır.
Yapılacak iş, davacıya davayı yöntemince davadışı …’ya yöneltmek, üzere önel vermek, …’nın ileri süreceği delilleri toplamak, dosyadaki mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı Kurumun diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 31.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.