Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/803 E. 2011/3007 K. 31.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/803
KARAR NO : 2011/3007
KARAR TARİHİ : 31.03.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,Kurumdan almakta olduğu ölüm aylığı ve yaşlılık aylığı nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere,hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 19.09.1973 tarihinde eşinin ölümü üzerine eşinin … sigortası üzerinden ölüm aylığı almakta iken, 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olan babasının 25.11.1979 tarihinde ölümü üzerine babasının sigortası üzerinden ölüm aylığı almaya başladığını, 20.04.1982 tarihinde 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu … sigortalısı olduğu ve 01.09.1997 tarihinden itibaren kendi Bağ -Kur sigortası üzerinden yaşlılık aylığı almaya başladığını, davalı Kurumca durumun öğrenilmesi üzerine babasının sigortası üzeriden aldığı ölüm aylığının iptal edilerek fuzuli ödeme nedeniyle 31.130,16 TL borç çıkardığını, Kurum işleminin doğru olmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla borcun tahsilinin duruldurulmasını ve davalı tarafından talep edilen borç miktarının 1000.00 TL’ sı kadar borçlu olmadığının tesbitini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmişsede varılan sonuç doğru değildir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 1982 tarihli giriş bildirgesi ile vergi kaydına istinaden 20.04.1982 tarihinde 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu … sigortalısı olarak tescil edildiği, 26.08.1997 tahsis talep tarihine kadar sigortalılığının devam ettiği,01.09.1997 tarihinde 5526 gün üzerinden 6. basamaktan yaşlılık aylığı bağlandığı,babası Abdi Erbaş’ın 25.11.1979 tarihinde öldüğü , davacıya 20.01.1988 tarihli beyanı dikkate alınarak 01.10.1987 tarihinden itibaren babasının sigortası üzerinden ölüm aylığı bağlandığı,davalı Kurumca davacının 20.04.1982-26.08.1997 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu … sigortalısı olduğu tesbit edilerek babasının sigortası üzerinden aldığı ölüm aylığının iptal edilerek 20.10.1987-20.05.2008 tarihleri arasında ödenen 31.130.16 TL asıl, 25.773.51 TL faiz olmak üzere 56.903.67 TL’nın fuzuli ödeme nedeniyle borç çıkarıldığı, 01.01.1974-01.07.1986 tarihleri arası ve 01.01.1987-23.09.1997 tarihleri arasında nakliyecilikten vergi kaydının,18.01.1985-21.08.1997 tarihleri arasında Rize Şoforler ve Otomobilciler odası kaydının, 18.01.1985-21.08.1997 tarihleri arasında esnaf Sicil Memurluğu kaydının olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 68. Maddesinde, ” Ölen sigortalının aylık bağlanmasına hak kazanan kimselerine aşağıdaki hükümlere göre aylık bağlanacağı,I-Ölen sigortalının 67. madde gereğince tespit edilecek aylığının;A) (Değişik alt bent: 20.03.1985 – 3168/2 md.) Dul eşine %50’si, aylık alan çocuğu bulunmayan dul eşine %75’i, (C)-a) 18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olan veya çalışamayacak durumda malul bulunan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan çocuklarla yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocukların her birine %25’inin aylık olarak bağlanacağı,VI – Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıkların Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takibeden devre başından itibaren kesileceği, aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde I. bölümün (C) fıkrası hükmü saklı kalmak şartiyle, bu tarihten başlanarak yeniden aylık bağlanacağı,ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almağa hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanın ödeneceği bildirilmiştir.
4958 sayılı Yasa’nın 35. Maddesinde, ” 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 23. maddesinin VII. numaralı bendi ile 68. maddesinin VI. numaralı bendindeki “çalışmaya” kelimesinden sonra gelmek üzere “buralardan gelir veya aylık almaya” ibaresi eklenmiş, 24. maddesinin birinci fıkrası ile 71. maddesinin IV. numaralı bendindeki “geçimi sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen” ibareleri ile 69. maddesinin birinci fıkrasındaki “geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen” ibaresi “sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan” şeklinde değiştirilmiş, 68. maddenin (I) numaralı bendinin (C) alt bendinin (a) fıkrasında ve 71. maddesinin (I) numaralı bendinin (C) alt bendinde yer alan “erkek” ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.
2.7.2005 tarihli 5386 sayılı Yasanın 2.maddesi ile eklenen 506 sayılı Yasanın geçici 91. Maddesinde, “06.08.2003 tarihinden önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıkların bunların evlenmeleri, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları halleri hariç olmak üzere geri alınamayacağı bildirilmiştir.
Davacının 20.4.1982-26.8.1997 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak çalıştığından,1.9.1997 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığından ölen babasından 506 sayılı Yasanın 68.maddesi gereğince yetim aylığı alması mümkün olmayıp yetim aylığının bağlanma tarihi itibariyle davalı Kurumca iptal edilmesine ilişkin işlem doğrudur.
01.10.2008 tarihi itibariyle yürürlükten kalkan 506 sayılı Yasanın 121/2. maddesinde yanlış ve yersiz ödendiği anlaşılan her türlü gelir, aylık ve sigorta yardımlarının 84. maddenin son fıkrası saklı kalmak kaydıyla ilgililerin sonraki her çeşit istihkaklarından kesilmek suretiyle geri alınacağı, Kurumun genel hükümlere göre takip hakkının saklı olduğu bildirilmiştir.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 96. maddesinde; “Kurum’ca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu kanun kapsamındaki her türlü ödemelerin;a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,b) Kurum’un hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurum’dan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edileceği, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri Alınacağı, alacakların yersiz ödemelere mahsubunun en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılacağı, kanunî faizin kalan borca uygulanacağı bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanacağı, yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanacağı, yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasların, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği” bildirilmiştir.
Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın “Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsili”ni düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin sigortalının kasıtlı kusurlu davranışından veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
HGK.’nun 06.04.2011 günlü, 2010/21-726 E, 2011/68 K., 15.06.2011 günlü, 2011/21-362 E., 2011/409 K., 06.07.2011 günlü, 2011/21-402 E., 2011/472 K. Sayılı kararları da bu yöndedir.
Yapılacak iş; davaya konu istem ile ilgili sigortalı ve hak sahipleri yararına hükümler içeren 5510 sayılı Yasa’nın 96. maddesi doğrultusunda inceleme yapmak davacının davalı Kuruma iade ile sorumlu olduğu yersiz ödeme ve faiz miktarını belirleyip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde,davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,31.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.