YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13924
KARAR NO : 2013/4850
KARAR TARİHİ : 18.03.2013
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep 2. İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1980 yılından 05/12/2005 tarihleri arasında askerlik dönemi hariç kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
Dava, davacının askerlik süresi hariç 1980 yılından- 05/12/2005 tarihine kadar davalılar nezdinde kesintisiz çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının 01/01/1986-09/05/1986 tarihleri arası 1. dönemde 30 gün, 10/05/1986-31/07/1986 tarihleri arası 2. dönemde 17 gün davalılar (davalılar …, …ve … … nezdinde)nezdinde çalıştığının tespitine;
01/01/1986 tarihinden önceki döneme yönelik talebin hak düşürücü süre nedeniyle, diğer davalı … A.Ş. Hakkındaki talebin ise, çalışmaların tamamı bildirildiğinden reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hizmet tespitine yönelik talebinin bir kısmının hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı ve çalışma olgusunun yöntemince araştırılıp araştırılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasada yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin , çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun’un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun’un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasa’dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı adına 01/01/1986, 07/06/1993, 19/04/2002 ve 04/11/2003 yıllarında davalılara ait işyerinden 4 adet, ayrıca 14/05/1987 tarihinde ise dava dışı yerden davacı adına işe giriş bildirgeleri verildiği, 1993, 2002 ve 2003′ te verilen bildirgelerdeki imzaların davacıya ait olduğu, 1986 ve 1987 yıllarında verilen bildirgelerdeki imzaların ise davacıya ait olmadığı, taraflar arasında düzenleme tarihi bulunmayan belirsiz süreli iş sözleşmesinin bulunduğu, 27/05/1988-27/11/1989 tarihleri arasında askerlik görevini yaptığı, davalı tarafından 01/01/1986-31/07/1986 tarihleri arası kısmi olarak 154 gün, 07/06/1993 tarihinden sonraki dönemlerin ise, işe giriş ve çıkış tarihlerine göre çalışmaların tamamının bildirildiği, yine 07/06/1993 tarihinden sonraki dönemde eksik olan sürelerin gerekçeleriyle Kuruma iletildiği, 1980/1.dönem -05/12/2005 tarihleri arası dönem bordrolarının getirtildiği, dinlenen davacı ile kısmi bildirimi olan bordro ve komşu işyeri tanıklarının fiili çalışmayı doğruladıkları, öte yandan 1980-1986 yılları arası kısmi bildirimi olan bordro tanıkları davacının işe başlama tarihi olarak farklı tarihleri belirtmişlersede ancak çalışmanın kesintisiz olduğunu beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
Bu anlatımlar ışığında davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, mahkemece 07/06/1993 tarihinden sonraki döneme yönelik birden fazla işe giriş bildirgesinin bulunması, bildirgelerdeki imzaların davacıya ait olması, işe giriş ve çıkış itibariyle çalışmaların tamamının Kuruma bildirildiği, eksik sürelerin gerekçeleri belgeleriyle Kuruma iletildiği ve bu nedenlerle çalışmanın kesintili kabul edilip verilen karar yerindedir.
Ancak 07/06/1993 tarihinden önceki döneme yönelik verilen, karar eksik inceleme ile verilmiş olup hatalıdır. Dinlenen davacı ile kısmi bildirimi olan bordro ve komşu işyeri tanıklarının fiili çalışmayı doğruladıkları, ancak uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde bordro yada komşu işyeri tanıklarının tespit edilip dinlenmediği, davacı adına dava dışı “33359” sicil numaralı işyerinden verilen 15/04/1987 tarihli işe giriş bildirgesi ile ilgili çalışmalarının araştırılmadığı, bu işyeri ile davalılar arasında bağlantı bulunup bulunmadığının tespit edilmediği, ayrıca 01/01/1986 tarihinden önceki çalışmaların kesintisiz olup olmadığı tespit edilmeden hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi isabetsiz olmuştur. Çünkü 1986 yılında davalı tarafından davacı adına işe giriş bildirgesi verilmiş olup, imza da davacıya ait değildir. Öte yandan 1981-1986 yılları arası kısmi bildirimleri olan bordro tanıkları beyanlarında davacının kesintisiz olarak çalıştığını belirtmişlerdir. Dolayısıyla çalışma kesintisiz yani blok çalışma mahiyetinde ise hak düşürücü süreye uğradığından söz edilemeyecektir.
Yapılacak iş, dosyada bulunan dönem bordrolarından, uyuşmazlık konusu (1980-1993) dönemi kapsayacak şekilde bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, gerek görüldüğü takdirde Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile yine uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak, komşu işyeri tanıklarının çalışma süresini tereddütsüz belirlemek amacıyla gerek görüldüğü takdirde hizmet döküm cetvellerini getirtmek, davacı adına dava dışı “33359” sicil numaralı işyerinden 15/04/1987 tarihli verilen işe giriş bildirgesiyle ilgili çalışmaları araştırmak, bu işyeri ile davalılar arasında bağlantı bulunup bulunmadığını tespit etmek, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 18/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.