YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5725
KARAR NO : 2011/1417
KARAR TARİHİ : 21.02.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davacıların tüm davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi, manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacıların isteminin kısmen kabulüne karar verilmişse de manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşüldüğü, manevi tazminatın fazla takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Vinç bomunun kaynak yerinden kopup sigortalı muris Bahtiyar Alakuş’un üzerine düşüp olay yerinde ölümü ile sonuçlanan 27.12.2006 tarihli işkazasında sigortalının %20 davalı işverenlerin %80 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş yararına 70.000,00 TL, çocuklar yararına 40.000,00’er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, eş yararına 80.000,00’ TL, çocuklar yararına 80.000,00’er TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 4,5,6,7,8,9.bentlerinin tümüyle silinerek yerine;
“4-Davacılar eş … için 70.000,00-TL, çocuk … için 40.000,00 TL, çocuk … için 40.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 manevi tazminatın olay tarihi olan 27.12.2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazla manevi tazminat talebinin reddine,
5-Alınması gereken 12.400,65 TL ilam harcından peşin olarak alınan 5.666,00 TL’nin indirimi ile kalan 6.734,65 TL ilam harcının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına,
6-Davacılar tarafından yatırılan toplam 5.679.10 TL. harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine ,
7-Reddedilen ve kabul edilen miktarlar nazara alınarak, davacı tarafça yapılan toplam 593.20 TL yargılama giderinden takdiren 436,50 TL’nin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
8-Hüküm tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. göre kabul edilen manevi tazminat miktarları üzerinden takdiren, 12.400,00 avukatlık ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
9- Hüküm tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T.göre ret edilen manevi tazminat miktarları üzerinden, 12.400,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 21.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.