Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/2088 E. 2011/2968 K. 31.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2088
KARAR NO : 2011/2968
KARAR TARİHİ : 31.03.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde Aralık 1999-Mart 2003 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 1999 Aralık ayından 2003 yılı Mart ayına kadar davalı işyerinde aralıksız çalıştığı iddiasına dayalı davalı Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 19.01.2001 tarihinde davalı işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin 18.01.2001 tarihinde Kuruma verildiği,01.12.1999-01.11.2000 ve 19.01.2001-07.03.2003 tarihleri arasında davalı 8908 işyeri sicil numaralı işyerinden bildiriminin bulunduğu,1999/3.dönemde 15 gün,2002/2.dönemde 2 gün ve 2002/3.dönemde 28 gün eksik bildirildiği, davacının guatr ameliyatı nedeniyle 12.11.2002-12.12.2002 tarihleri arasında raporlu olduğu, davalı işyerinin 01.07.1998 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı,halen faal olduğu,Bakırköy 1.İş Mahkemesinin 2003/1736 Esas ve 2007/169 Karar sayılı işçilik alacakları dosyasında davacının 01.12.1999-01.11.2000 ve 19.01.2001-07.03.2003 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilerek işçilik alacaklarına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli,daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ilc çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, güçlü delil niteliğindeki işçilik alacakları davası ve davacının devamlı çalıştığını söyleyen tanık beyanları gözönünde tutulmadan, davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurulmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği ve işçilik alacakları davasının güçlü delil olduğu nazara alınarak, davacının davalı işyerinde devamlı çalıştığını söyleyen tanık beyanlarını değerlendirmek, davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını veya işverenlerini tespit edip beyanlarına başvurmak, davacının raporlu olduğu 12.11.2002-12.12.2002 tarihleri arasında işyerinde çalışmadığını gözetmek, davacının davalı işyerinde çalıştığı süreyi kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit etmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.