YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4220
KARAR NO : 2010/5553
KARAR TARİHİ : 11.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (…) Mahkemesi
Davacılar murisinin … kazası sonucu ölümünden doğan maenvi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacı …’nun tüm, davacı …’nun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 28.05.2002 tarihinde meydana gelen … kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların ölenle birlikte oturmakla beraber, ölenin düzenli bir işinin bulunmadığı, davacıların bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olarak çalıştıkları, destekten yoksun kalma tazminatı isteyemeyeceklerinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin belirlenen tazminattan düşürülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş yerleşmiş, görüşlerindendir. Bu bakımdan, davanın niteliği göz önünde tutularak öncelikle hak sahiplerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından … kazası nedeniyle gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, gelir bağlanmış ise, bildirilen miktarın, tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yön, hak sahibinin tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden hak sahibine; gelir bağlanması için Sosyal Sigortalar Kurumunu davaya dahil etmesi için önel verilmesinde yasal zorunluluk olduğu açıktır. Başka bir anlatımla, hak sahibi tarafından Kurum aleyhine açılan davada, 506 Sayılı Yasanın 24.maddenin öngördüğü koşulların oluşmadığının saptanması durumunda; hak sahibine, gelir bağlanmayacağı giderek, hak sahibinin, destekten yoksun kalma tazminat isteme hakkına sahip olmayacağı açık-seçiktir.
Somut olayda yerel mahkemece hak sahiplerine gelir bağlanması için Kurum’un davaya dahil edildiği ve yapılan yargılama sonunda davacı …’nın sigortalının desteğinde bulunmadığı gibi kendi çalışması nedeniyle gelirinin bulunduğu saptandığından, ölen oğlundan dolayı gelir alamayacağı belirlendiğinden maddi tazminat isteminin reddi isabetlidir.
Davacı …’na gelince anılan davacının olay tarihinde çalışmadığı ve 01.08.2005 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlandığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca anılan davacının 4958 sayılı Yasa ile değişik 506 sayılı Yasa’nın 24. maddesi gereğince (değişikliğin yürürlüğe girdiği 06.08.2003 tarihini izleyen aybaşı olan) 01.09.2003 ile maluliyet aylığının bağlandığı 01.08.2005 tarihleri arasında aylık bağlanma koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin gerektiği ortadadır.
Yapılacak … Davacı …’nun 01.09.2003-01.08.2005 tarihleri arasında kalan dönem için 506 sayılı Yasa’nın 24.maddesi kapsamında aylık bağlanmasına hak kazanıp kazanmadığı ve buna bağlı olarak maddi zararının bulunup bulunmadığını değerlendirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı …’nun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 11.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.