Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/2191 E. 2011/2262 K. 15.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2191
KARAR NO : 2011/2262
KARAR TARİHİ : 15.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 25/09/2003 tarihinde davalı …’ın yaralanması ile sonuçlanan olayın iş kazası olmadığının tespiti ile davacıya Kurum tarafından iş kazası sigorta kolundan bağlanan sürekli işgöremezlik gelirinin iptali istemine ilişkindir.
Davalı … tarafından maddi ve manevi tazminat istemi ile açılan dava ile bu dava birleştirilmiş ise de daha sonra davalı …’ın maddi ve manevi tazminat istemi ile açtığı davanın bu davadan ayrılmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda mahkemece taraflar arasında hizmet sözleşmesi bulunmadığı ve yapılan işin köylülerin imece usulü yaptıkları bir iş olduğu gerekçesiyle davacı … tarafından açılan davanın kabulü ile 25/09/2003 tarihinde …’ın yaralanması ile sonuçlanan olayın iş kazası olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İş kazasının tespiti istemine ilişkin bu tür davalar 506 sayılı Yasa’nın 11. maddesinden ( 5510 sayılı Yasa’nın 13.maddesinden ) kaynaklanmaktadır. Anılan maddeye göre, iş kazası, a) sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla, c) sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında sigortalıyı hemen veya bedence veya ruhça arızaya uğratan olaylardır. Zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası sayılması için, 1) sigorta olayına maruz kalan kişinin sigortalı olması, 2) sigorta olayının maddede sayılı sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, sigorta olayının, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Somut olayda, Antalya ili Serik ilçesi Büğüş Köyü nüfusuna kayıtlı ve aynı köyde ikamet eden davalı … 25/09/2003 tarihinde Serik ilçesine bağlı Zırlankaya Köyünde bulunan davacı …’a ait seranın onarım işi esnasında seranın üzerinden geçen yüksek gerilim hattına dokunması sonucu … çarpması nedeniyle yaralanmış olup Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından olay iş kazası olarak kabul edilip davacının % 62 oranında sürekli işgöremezliğe uğradığını kabul ederek gelir bağlamıştır.
Davacı …, davalı … ile aralarında hizmet sözleşmesi bulunmadığını, sera onarımının imece usulü yapıldığını belirterek olayın iş kazası olmadığının tespitini talep etmektedir. İmece; Türk Dil Kurumunun Büyük Sözlüğünde “ 1.Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi. 2. Birçok kimsenin toplanıp el birliğiyle bir kişinin veya bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sıra ile bitirilmesi.” olarak tanımlanmıştır. Davacı-davalı … Serik ilçesi Büğüş Köyü nüfusuna kayıtlı ve aynı köyde ikamet etmekte olup onarımı yapılan sera ise Serik ilçesine bağlı Zırlankaya köyünde bulunmaktadır. Davacının başka köyde bulunan sera onarım işinde üzerinden geçen enerji nakil hattı nedeniyle kaza riski ve ölüm tehlikesi altında hizmet sözleşmesi olmadan ücretsiz çalıştığını kabul etmek yukarıda açıklanan imece kurumunun anlamına ve hayatın olağan akışına uygun değildir. 506 sayılı Yasa’nın 2, 6 ve 11.maddelerine göre hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu Kanuna göre sigortalı sayılacakları, çalıştırılanların işe alınmalarıyla birlikte kendiliğinden “Sigortalı” olacakları, sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği hukuksal gerçeği karşısında davacının davalıya ait sera işyerinde sözlü hizmet sözleşmesi ile çalışmakta iken 25/09/2003 tarihinde seranın üzerinden geçen yüksek gerilim hattına dokunması sonucu … çarpması nedeniyle yaralanması olayı aynı Yasa’nın 11.maddesine göre iş kazasıdır.
Bunun yanında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müfettişi tarafından hazırlanan 29/07/2005 gün ve ND/96 sayılı raporda davacının yaralanması ile sonuçlanan olayın iş kazası olup olmadığını belirleme yetkisinin Kurum müfettişlerinde olduğu belirtilerek kazanın oluşumunda davacı …’ın % 60, TEDAŞ’ın % 25 ve davacının % 15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, SGK Müfettişi tarafından hazırlanan 21/11/2005 gün ve 54/SOR-06 sayılı raporda yapılan işin ve çalışmanın niteliği bakımından sigortalılık niteliğinin bulunduğu tespit edilerek olayın 506 sayılı Yasa’nın 11.maddesine göre iş kazası olduğu belirtilmiştir. 506 sayılı Yasa’nın 130/4.maddesine göre “Bu maddenin uygulamasında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine sahip olanlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar muteberdir.” Dosya kapsamında sigorta müfettişinin olayın iş kazası olduğuna yönelik tespitinin aksine yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığından davacının hizmet sözleşmesi bulunmadan ücretsiz olarak seranın onarımına imece usulü katıldığını kabul etmek de mümkün değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın 25/09/2003 tarihinde davacı …’ın yaralanması ile sonuçlanan olayın iş kazası olması nedeniyle davacı … tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken sigorta müfettişinin olayın iş kazası olduğuna dair tespitinin aksine dosyada yeterli ve inandırıcı delil bulunmadan ve taraflar arasındaki hukuki ilişki konusunda yeterli ve inandırıcı bilgileri bulunmayan tanık sözlerine üstünlük tanınarak olayın iş kazası olmadığının tespitine karar verilmesi verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı … ile davalı SGK Başkanlığının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15/03/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.