Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/8156 E. 2010/11863 K. 06.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8156
KARAR NO : 2010/11863
KARAR TARİHİ : 06.10.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 101 ada 35, 102 ada 35, 130 ada 30, 106 ada 4, 113 ada 34, 35 ve 58, 120 ada 24, 124 ada 1, 127 ada 36, 128 ada 47, 130 ada 1, 2, 12 ve 58, 133 ada 15 parsel sayılı taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı tarafından açılmış olan tescil (İ.İ.K. 94. md.’ne göre) davası yargılama sırasında kadastro çalışmalarının başlaması ve çekişmeli taşınmazlara tutanak düzenlenmesi nedeniyle, görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Mahkemece dava konusu taşınmazların davalı gerçek kişiler adına tesciline, Hazine ve Ktk. aleyline açılan davaların reddine karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; dava dilekçesinde Harmanlık Arkası Mevkii ve … Mevkii olarak belirtilen taşınmazlara kadastro sırasında 16 parça olarak tutanak düzenlendiği, Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan 11.05.2006 tarihli keşif sırasında … Mevkiindeki taşınmazların orman ağacı ile kaplı olduğu konusunun tutanağa geçtiği, yine Kadastro Müdürlüğünden her bir taşınmaz için ayrı ayrı gönderilen pafta örneklerinde bazı taşınmazların 144 ada 1 parsel sayılı … Devlet Ormanı sınırında bulunduğu halde mahkemece yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa kesinleşip kesinleşmediği araştırılmamış ve bu ihtimallerin olup olmamasına göre taşınmazların orman ile ilişkisi belirlenmeden ve bu konuda uzman bilirkişilerden rapor alınmadan karar verilmiştir.Yine Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan keşif sonunda rapor hazırlayan Ziraat uzmanı bilirkişi tarafından Harmanlık Arkası mevkiindeki taşınmazın 10 yıllık tarım arazisi niteliğinde olduğunun açıklanması, buna karşılık dosya Kadastro Mahkemesine aktarıldıktan sonra yapılan keşif sonunda rapor hazırlayan Ziraat uzmanının tüm taşınmazların 40 yıllık tarım arazisi olduğunu bildirmesi karşısında mahkemece bu çelişki üzerinde durulmamış, taşınmazlara komşu parsellerin tutanakları ve tesbitlerine esas alınan tapu ve vergi kayıtları getirtilip , bilirkişi ve tanık sözleri bu kayıtlarla denetlenmeden karar verilmiş, ayrıca 131 ada 9 parselin tutanak aslı dosyada bulunduğu halde bu parsel hakkında hüküm kurulmamış, 130 ada 1 parsel hakkında da aksine tutanak aslı dosyada bulunmadığı halde hüküm oluşturulmuştur.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan … getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten, tespit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülen taşınmazların, Kadastro Yasasının 14. maddesinde … diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp
kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli … fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli … fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen Orijinal renkli memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoroskopik çift … fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
O halde; mahkemece öncelikle çekişmeli taşınmazların tümünü birarada gösteren pafta fotokopi örneği ile yörede yapılmış bir orman kadastro çalışması varsa bununla ilgili harita ve tutanaklar getirtilerek orman kadastrosunun kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, Ziraat Fakültelerinin … bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi ile bir yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, kesinleşmiş orman kadastrosu varsa orman kadastro haritası ile kadastro paftası ölçekleri denkleştirilerek, sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıkta en az 5 ya da 6 orman sınır noktası gösterilecek biçimde, çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu belirlenmeli, orman kadastrosu hiç yapılmamış ya da kesinleşmemişse dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile en eski tarihli memleket haritası ve … fotoğrafları ve dava tarihinden 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş steoroskopik … fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler dava konusu taşınmazlar ile çevresine uygulanıp, … fotoğrafları ve dayanağı haritalar steoroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü belirlenmeli, dava konusu taşınmazların orman ya da 6831 sayılı yasanın 17/2. maddesinde orman içi açıklık olup olmadığı belirlenmeli, orman olmadığı anlaşıldığı takdirde, öncesinin ne olduğu, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü, kimden kime geçtiği ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak sorulup saptanmalı,bu konuda tespit bilirkişilerinin de bilgisine başvurulmalı, ziraat uzmanından bu konularda bilimsel verilere dayalı, doyurucu rapor alınmalı, komşu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanakları ile bunların tespitlerine esas alınan tapu ve vergi kayıtları getirtilmeli komşu parsel kayıtlarından da yararlanılarak bilirkişi tanık sözleri denetlenmeli, taşınmazların malik hanelerinin boş olduğu ve 3402 sayılı yasanın 30/2. maddesi gereğince resen toplanacak deliller çerçevesinde karar verileceği gözönünde bulundurularak gerekli tüm deliller toplanmalı, bu çerçevede Hazine ve ilgili Köy tüzel kişiliklerinin de yasal hasım konumunda olduğu ve bunlar hakkında husumetten red kararı verilemeyeceği düşünülmeli, 130 ada 1 parsel ile 131 ada 9 parselin davalı olup olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesinde düzenlenen kroki kapsamında kalıp kalmadıkları tekrar denetlenerek, davalı olmayan yerin tutanağı Tapu Sicil Müdürlüğüne iade edilmeli, davalı olduğu halde tutanağı dosyada bulunmayan taşınmaz varsa tutanak aslına davalı şerhi verdirilerek dosyaya getirtilmeli, böylesine bir inceleme sonucu toplanan delillere göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 06.10.2010 günü oybirliği ile karar verildi.