Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/7451 E. 2010/5674 K. 13.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7451
KARAR NO : 2010/5674
KARAR TARİHİ : 13.05.2010

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 01.01.1987-05.07.2006 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.01.987-05.07.2006 tarihleri arasında davalı apartman işyerinde kapıcı olarak çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı … Apartmanı yönetimi işyerinde 16.01.1993 ile 05.07.2006 tarihleri arasında asgari ücret ile sigortalı çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının davalı apartman işyerinde kapıcı olarak çalıştığı iddiasıyla ilgili olarak Kuruma bildirim yapılmadığı, davalıya ait apartman işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamına alınmadığı, davacı tarafından üzerinde “kapıcı” yazılı 01.04.1996, 26.04.1997, 15.06.1996, 16.12.1996 tarihli masraf makbuzları, adres olarak davalı apartman işyeri adresinin yazılı olduğu davacı adına … Ticaret tarafından düzenlenen 10.05.1991 tarihli buzdolabı faturası, konutta kalanlara ait kimlik bildirim belgesi, … 9. Noterliği’nce düzenlenen 30.06.2006 tarihli tespit tutanağı ile 05.07.2000, 05.09.2001 tarihli telefon faturaları; davalı apartman işyeri yönetimi tarafından ise, 16.01.1993 tarihli “mukavekedir” başlıklı, davacının, zemin kattaki apartman dairesinde temizlik karşılığında oturduğundan herhangi bir kira ödemediğini içeren beyanını ve (davacı tarafça inkar edilen) imzasını içeren belge ibraz edildiği anlaşılmaktadır.
Bu tür hizmet tesbitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği, Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi olan bu tür davalarda, öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren, tarafından verilip verilmediği, ya da çalıştıklarının Kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Yasanın kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de, çalışmasının konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıç sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu madde 288’de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı 506 sayılı Yasa’nın madde 3 B ve D’de olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı göz önünde tutulmalıdır.
Somut olayda, davacının tesbitini istediği 01.01.987-05.07.2006 tarihleri arasında davalı apartman işyerine ait kapıcı dairesinde oturduğu ve davalı işyerinde hizmet akdine dayalı çalışmasının olduğu tüm dosya kapsamı ve özellikle davalı apartmanda oturan mülk sahibi davalı tanıklarının ifadesi ile sabittir. Ancak, dosyadaki bilgi ve belgeler, tanık anlatımları ve … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.04.2002 gün ve 2002/8171-3810 sayılı takipsizlik dosyası, … 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 22.10.2001 gün ve 2001/1251-1297 sayılı ile … 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 24.02.2000 gün ve 1999/615-2000/271 sayılı dosyaları içindeki ifadelerden davacının tesbitini istediği dönemde davalı apartman dışında başka işyerlerinde de çalıştığı, 18 daire bulunan davalı apartman işyerinin kalorifersiz olduğu, davacının davalı apartman işyerinde çalışma saatlerinin tamamında çalışmadığı anlaşıldığına göre, kısmi çalışma (part-time çalışma) söz konusudur.
Mahkemece yapılacak …, gerektiğinde bilirkişi düşüncesine de başvurulmak suretiyle davacının günde kaç saat çalışmış olabileceği belirlenmek, giderek haftalık ve aylık çalışma sürelerini tespit etmek, 4857 sayılı … Kanunu’nun 63. maddesi gereğince 7.5 saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç işgücüne karşılık olduğu hususu açıkça saptanmak ve çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının ve davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.