Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/8753 E. 2010/5770 K. 13.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8753
KARAR NO : 2010/5770
KARAR TARİHİ : 13.05.2010

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, borcu olmadığının tespitine, aksine kurum işleminin iptaline, hizmet süresinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz edenin sıfatına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, 10.06.1997 tarihinde 4247 sayılı Yasa uyarınca borçlanma yaparak borcunu 10 taksitte ödeyip Kuruma borcu bulunmayan davacının 13 yıl 11 ay 29 gün olan hizmet süresini 5 yıl 1 aya indiren kurum işleminin iptali ile hizmet süresinin tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, 24.10.2007 havale tarihli bilirkişi raporu hükme dayanak tutularak davacının, 12 Yıl 3 Ay 25 gün … sigortalılık süresi bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davalı Kurum, davacıyı 01.05.1984-01.06.1989 tarihleri arasındaki dönemin tamamında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı saydığı halde mahkemece davacının bu dönemde kesintili ve kısmi şekilde sigortalı olduğunun tespitine karar verilmiş olması hatalı ise de davacı kararı temyiz etmediğinden bu yön bozma nedeni yapılmamıştır.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. ve 389. maddelerinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki,dava içinden davalar doğar,Hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Yargıtay’ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir.(Hukuk Genel Kurulu’nun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı ve 10.9.1991 gün 281-415 sayılı ve 25.9.1991 gün 355-440 sayılı kararları).
Somut olayda, mahkemece davacının hangi tarihler arasında sigortalı olduğu gösterilmeden sadece sigortalılık süresi gösterilmek suretiyle infazı kabil olmayacak şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1.bendinin silinerek yerine,
“1-Davanın kabulü ile, davacının 01.05.1984-31.08.1984, 01.11.1984-31.07.1985, 01.09.1985-31.12.1985, 01.02.1986-30.09.1986, 01.11.1986-31.12.1986, 20.06.1987-31.05.1989 ve 16.03.1990-31.05.1998 tarihleri arasında toplam 12 yıl 3 ay 25 gün İsteğe Bağlı … sigortalısı olduğunun tesbitine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 13.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.