YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11719
KARAR NO : 2010/9598
KARAR TARİHİ : 08.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, ilk işe giriş tarihinde 2/3 oranında malul olduğunun tesbitiyle, ödenen aylıklardan dolayı Kurum’a borçlu olmadığnın tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı vekili ,davacıya, 07.03.2003 tarihli SSK … Hastanesi’nin sağlık raporunda böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyaliz programında olmasından dolayı 01.06.2003 tarihi itibariyle maluliyet aylığı bağlandığını, bilahare 01.08.2005 tarihli kontrol muayenesinde davacının ilk işe girdiği tarihte 2/3 oranında malul olduğunun tesbiti üzerine bağlanan maluliyet aylıklarının iptal edilerek ödenen aylıkların yasal faizi ile birlikte geri istendiğini iddia ile Kurum işleminin iptal edilerek davacının Kuruma borçlu olmadığının, iade ile yükümlü olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının ilk işe giriş tarihi olan 01.01.1992 tarihinde böbrek yetmezliği nedeniyle 2/3 oranında malul olduğu birbirini doğrulayan 20.10.2006 tarihli SSK Yüksek Sağlık Kurulu raporu ve 26.09.2008 tarihli Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulunun raporlarıyla saptandığından bağlanan maluliyet aylıklarını kesen SGK işleminin yerinde olması nedeniyle davanın bu yönden reddi doğrudur. Ancak yersiz ödenen aylıkları borçlu olmadığının tespitine ilişkin istemin reddine dair karar, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak verilmiştir.
Bu konuda davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 96.maddesidir.01.10.2008 günü yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96’ncı maddesinin birinci fıkrasında “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” hükmü öngörülmüştür. Anılan Kanunun geçici maddelerinde, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğine işaret eden herhangi bir kural da bulunmadığından, sonuç olarak söz konusu 96’ncı madde düzenlemesinin, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacaklarına ilişkin süregelen uyuşmazlıklara uygulanması zorunlu olduğu gibi, bu konuda 818 sayılı Borçlar Kanununun, geri verilmesi gereken tutarın belirlenmesinde genel hüküm niteliğinde bulunan 63’üncü maddesinin de göz önünde tutulması gerekmektedir. Bilindiği üzere, iyi niyetli zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar oranında ret ve geri vermeyle yükümlü olmayacaktır.Buna karşın; zenginleşen, zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise, kötü niyetli sayılacağında kuşku bulunmamaktadır.
Somut olayda 01.06.2003-24.08.2005 tarihleri arasındaki maluliyet aylıklarının ödenmesi davacının kasıtlı ve kusurlu davranışlarından mı, yoksa davalı SGK’nun hatalı işleminden mi kaynaklandığı hususu yeniden incelenerek ve yersiz ödenen aylık miktarı saptanarak iade ve faiz sorumluluğunun kapsamı konusunda 96’ncı madde hükmüne göre ayrıca karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.