YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12853
KARAR NO : 2010/9337
KARAR TARİHİ : 04.10.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, emekliliğinin iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, yersiz ödemeden dolayı borçlu olmadığının tesbitine, ödenmeyen aylıklarıın yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.04.1995 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığının,daha sonra kurum müfettişinin raporuna dayalı olarak usulsüz olarak yüklenen primlerle emeklilik koşullarının sağlandığı gerekçesi ile yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin işlemin iptal edilip kurumca ödenen 20.871,95 TL yaşlılık aylığı ile 17.830,10 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 38.702,05 TL nın geri istenmesine ilişkin davalı kurum işleminin iptali ile davacıların kuruma yersiz ödeme nedeni ile borçlu bulunulmadığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne, kurum işleminin iptali ile davacının 01.04.1995 tarihi itibarı ile emekliliğe hak kazandığının tesbitine, bu tarihten itibaren kazanmış olduğu tüm özlük haklarının davacıya iadesine, ödenmeyen yaşlılık aylıklarının yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine davacının yersiz ödeme nedeni ile kuruma borçlu bulunmadığının tesbitine, verilen iki ihtiyatı tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiş ise de hüküm usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davacının muhtarlık nedeni ile 10.09.1977 tarihi itibarı ile Bağ Kur’a kayıt ve tescil edildiği, 26.10.1977-22.06.1992 tarihleri arasında prim ödemeleri bulunduğu 19.7.1993 tarihinde … Kapalı Cezaevi Müdürlüğünden Kuruma gönderilen dilekçede davacının adam öldürme suçundan 8.8.1991 tarihinden beri tutuklu olduğunu 1992 Affından yararlanarak pirim ödediğini, 1993 yılı primlerini ödeyemediği mağdur durumda olup prim borçlarını ödememesi nedeniyle sigortalılığının durdurulmasını talep ettiği ayrıca 17.03.1995 tarihinde 5.610.000 TL (5,61 TL) tutarında 31.12.1992, 27.1.1993, 25.2.1993, 30.3.1993, 29.4.1993, 28.5.1993, 22.6.1995, 26.7.1993, 18.8.1993, 29.9.1993, 1.11.1993 tarihli 11 adet prim ödemesinin davacının kayılarına yüklenerek 10.04.1995 tarihli onay ile davacıya 01.04.1995 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, 2008 yılındaki güncel prim borcunun ise (2.190,16 TL) olduğu ve davacı tarafından 13.05.2008 tarihinde Kuruma ödendiği anlaşılmaktadır.
Davacının tahsis talebinde bulunduğu 21.03.1995 tarihinde Kuruma 5.610.000 TL (5,61 TL) prim borcu bulunduğuna göre 01.04.1995 tarihi itibarı ile emekliliğe hak kazandığının kabulü usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan 1479 sayılı yasanın 35. maddesinde 25 tam yıl sigorta primi ödemiş erkek sigortalının tam yaşlılık aylığına, 55 yaşını doldurup 15 tam yıl sigorta primi ödemiş erkek sigortalının ise kısmi aylığa hak kazanacağı belirtilmiş olmakla birlikte davacı bu koşullardan prim borcu bulunmama koşulunu yerine getirmemiştir.
Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak sigortalıya uzunca bir süre yaşlılık aylığı ödenip emekli olduğu inancı verildikten sonra yaşlılık aylığının iptal edilmesi iyiniyetten uzak olacaksa da kimse kendi hilesinden yararlanamayacağından,bu kuralın uygulanabilmesi için usulsüz olarak hileli bir işlemle oluşturulan yaşlılık aylığı şartları sigortalınında katılımının bulunduğu muvazalı bir işlem sonucunda oluşturulmamalıdır.
Davacının sigorta kayıtlarına 17.03.1995 tarihi itibarı ile 5.610.000 TL(5,61 TL) tutarında 11 adet prim ödemesi yüklenerek 10.04.1995 tarihli onay ile yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Bu husus kurum müfettişince düzenlenen rapor içeriği ile ekindeki belgelerden de anlaşılmaktadır. Davacı yaşlılık aylığı bağlanmasına yeterli primin usulsüz ve hileli olarak kayıtlarına yüklendiğini bilebilecek durumda olup ,kimse kendi hileli davranışı ile ve kurumu bu yolla yanıltarak bir hak elde edemez. Bu tür hak kazanımlarını ise hukuk sistemi korumaz.Bir başka deyişle kurum personelinin yeterince denetlenmediğinden bahisle kurumun kusurlu olduğundan söz edilemez.
Somut olayda davacının prim ödeme hesabına hileli girişler 17.03.1995 tarihinde yüklenmiş, davacı 24.03.1995 tarihinde tahsis talebinde bulunmuş, yaşlılık aylığı ise 01.04.1995 tarihinde bağlanmıştır. Tüm bu belgeler ve özellikle cezaevinden gönderilen dilekçe hileli şekilde oluşturulan yaşlılık aylığı koşullarının davacının da katılımı ile gerçekleştirildiğini göstermektedir. Artık olayda Medeni Kanunun 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kuralının uygulama olanağı bulunmadığı gibi 17.3.1995 tarihi itibariyle bulunan 5.610,000 TL prim borcuda o tarih itibariyle yüksek bir miktardır.
Öte yandan davanın konusu uyuşmazlığın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak biçimde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği halde mahkemece davacıya 23.1.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve dava sonuçlanıncaya kadar sağlık yardımlarından yararlandırılması yolunda ihtiyati tedbir kararı verilmeside hatalıdır.
5510 sayılı Yasa’nın 96 maddesinde “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemelerin,
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.”hükmü yer almaktadır.
Bu husustaki kurum müfettişinin rapor içeriği ile ekindeki belgelerin aksi de kanıtlanmadığına göre; mahkemece davacıya prim borcunu ödediği tarihi takip eden aybaşı olan 1.6.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve davacının yaşlılık aylığının bağlama tarihi olan 1.4.1995 tarihinden itibaren iptaline ilişkin davalı Kurum işleminin doğru olduğunun tespiti ile özellikle 5510 sayılı Yasa’nın 96/a maddesinde yazılı şekilde hatalı işlemin tesbit tarihinden geriye doğru 10 yıllık sürede yapılan ödemelerin bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte iadesinin istenebileceği hususu da nazara alınarak davacının iade ile sorumlu olduğu miktar belirlenerek çıkacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
N.R.