YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10788
KARAR NO : 2011/9550
KARAR TARİHİ : 02.11.2011
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, 1.10.2001 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında faiziyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının ve fazla ödenen primlerin faiziyle birlikte kendisine iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma kararına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının askerlik borçlanmasının geçerli olduğunun kabulü ile 01.10.2001 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının ve fazladan ödemek zorunda kaldığı primlerin yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma kararına uyularak istemin kabulü ile davacıya 01.06.2002 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tesbitine karar verilmiştir.
Yargıtay’ın bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.Çünkü,mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğmuştur.(09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı)Usuli müktesep hak müessesesi HUMK’nda düzenlenmiş olmamakla beraber,Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş ve geliştirilmiştir.Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün,bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir.Bozma kararına uyan mahkeme,kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez.Yani kesinleşmiş bu kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.Hal böyle olunca, mahkemenin bozmadan önce davacının primlerin iadesine yönelik isteminin reddine ilişkin kararı bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken bu konu ile ilgili bir hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1.2. ve 5.bendinin silinerek yerine; “1-Mahkemece verilen 09.07.2009 tarihli karar ile davacının fazladan ödemek zorunda kaldığı primlerin yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti isteminin reddine ve davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 575,00 TL avukatlık ücreti verilmesine ilişkin hüküm bozma kararının kapsamı dışında kalıp kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
2-Davanın kısmen kabulü ile,davacıya 01.06.2002 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine,
5-Davacı tarafından yapılan 294,50TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre takdiren 150,00TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,” tarih,rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 02.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.