Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/2291 E. 2011/2574 K. 22.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2291
KARAR NO : 2011/2574
KARAR TARİHİ : 22.03.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 15.06.1999-30.08.2005 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 15.06.1999-30.08.2005 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 10.02.2000-30.08.2005 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı kabul edilmiş ise de varılan bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri olan bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği ya da çalıştıklarının kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmasının konusu, sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenmeli, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve posta başı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı, tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıç sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk
Muhakemeleri Usulü Kanunun m.288 de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı, bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı, 506 sayılı Yasa’nın 3/B-D maddeleri ile 5510 sayılı Yasa’nın 6/a-c maddelerinde de olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı göz önünde tutulmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Yukarıda açıklanan hususlar, yeterli ve gerekli bir araştırmayla ve deliller hep birlikte değerlendirilerek aydınlığa kavuşturulduktan sonra o çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğu yönü üzerinde durulmalı ve çalışmayı kapsama alan yasanın yürürlük tarihinden sonraki dönem için hizmetin tespitine karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işyerinde dokuma ustası olarak 19.06.2001-20.10.2003 tarihleri arasında geçen çalışmalarının Kuruma bildirildiği, bordro tanığı olarak dinlenen davalı işverenin oğlu …’ün davacının 2001 yılının yaz aylarında başlayan çalışmasının işyerinin 2003 yılında İkitelli’ye taşınmasına kadar devam ettiğini ifade ettiği, davalı tanığı …’ın da aynı şekilde davacının 2001-2003 yılları arasında çalışması olduğunu beyan ettiği, 06.04.2006 tarihli müfettiş raporunda hizmet tespiti hususunun mahkeme kararı ile saptanması gerektiğine karar verildiği, Eyüp 2.İş Mahkemesinin 2006/236-407 E.K. sayılı dava dosyasında davacının 15.06.1999-30.08.2005 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilerek işçi alacaklarının hüküm altına alındığı ve bu kararın Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 22.11.2007 günlü kararı ile onanarak kesinleştiği, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından davalı işyerinin 10.02.2000 tarihinden bu yana faal olduğunun bildirildiği, mahkemenin Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısı ve anılan işçi alacaklarına dair kesinleşen karar doğrultusunda davacının davalı işyerinde 10.02.2000-30.08.2005 tarihleri çalıştığı kabul edilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık, davanın yöntemince kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır. İşçi alacaklarına yönelik davada verilen karar güçlü delil olmakla birlikte bu davalarda Sosyal Güvenlik Kurumu taraf olmadığından çalışma olgusu diğer deliller ile desteklenerek kanıtlanmadıkça çalışma olgusunun yalnızca işçi alacaklarına yönelik davada verilen karar ile kanıtlandığı söylenemez. Eyüp 2.İş Mahkemesinin 2006/236-407 E.K. sayılı dava dosyasında davacının 15.06.1999-30.08.2005 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilmiş ise de dinlenen tek bordro tanığının bilgisi davacının 2001-2003 yılları arasındaki çalışmasına yönelik olup davacının 10.02.2000-30.08.2005 tarihleri arasındaki çalışmasına yönelik yeterli araştırma ve inceleme yapıldığı söylenemez.
Mahkemece yapılacak iş, davalı işyerine ait dönem bordrolarında yer alan diğer bordro tanıklarını dinlemek, Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, işyerinden ücret ödeme belgelerini getirterek davacıya ödeme yapılıp yapılmadığını incelemek, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.