Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/1957 E. 2011/2584 K. 22.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1957
KARAR NO : 2011/2584
KARAR TARİHİ : 22.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, Yeni Burdur Gençlik Spor Kulubü Derneği yönetim kurulu üyesi olan davacıya Kulübün 2007/7-2008/1 dönemlerine ait prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisinin tahsili için gönderilen 21.07.2008 gün ve 18257 sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle ödeme emrine konu borçlardan Kulüp ile birilkte müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasa’nın 80/12. maddesinde, sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları öngörülmüştür. Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu “üst düzey yönetici” ve “yetkiliden” söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi ünvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir.
Somut olayda; ödeme emrinin davacıya 30.07.2008 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın süresinde 06.08.2008 günü açıldığı, 2008/10441 sayılı takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin 2007/11,12 ve 2008/1 aylarına ait prim, 2007/7,8,9,10,11,12 ve 2008/1 aylarına ait işsizlik, 2007/7,8,9,10,11,12 ve 2008/1 aylarına ait damga vergisine ilişkin olduğu, davacının 22.08.2007 tarihinde yapılan genel kurulda yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, 03.02.2008 tarihinde aidat ödemediği gerekçesiyle Kulüp üyeliğinden çıkartıldığı, dosyada davacının yönetim kurulu üyeliği dışında kendisini “üst düzey yönetici” ve “yetkili” konumuna getirtecek bir görev üstlendiğine dair belge ve yönetim kurulu kararının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının prim borcunun doğduğu dönemde yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi (Sayman) olduğu saptanmadığı sürece yönetim kurulu üyesi olması işveren ile birlikte prim borçlarından sorumlu olması sonucunu doğurmayacağından mahkemenin yönetim kurulu üyeliğine yeterli gören gerekçesi yerinde değildir.
Mahkemece yapılacak iş, davacının primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu “üst düzey yönetici” ve “yetkili” olup olmadığını, bu bağlamda prim borcunun doğduğu dönemde yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi (Sayman) olup olmadığını araştırmak, davacının prim borcunun doğduğu dönemlerde “üst düzey yönetici” ve “yetkili” olmadığı saptanır ise 506 sayılı Yasa’nın 80/12. maddesine göre prim borçlarından ötürü işverenle birlikte müteselsilen sorumlu olmadığı gözetilerek ödeme emrinin iptaline karar vermek, davacının prim borcunun doğduğu dönemlerde “üst düzey yönetici” ve “yetkili” olduğu saptanır ise görevinin başlangıç ve bitiş tarihlerine göre sorumlu olduğu prim borcunu tespit etmek, prim alacakları dışındaki Kurum alacakları 506 sayılı Yasa’nın 80/12. maddesine göre takip edilemeyeceğinden ödeme emrine konu damga vergisi alacağı yönünden 6183 sayılı Yasa’nın mükerrer 35.maddesinde yer alan uygulanma koşullarının davacı yönünden oluşup oluşmadığını araştırmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.