YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2180
KARAR NO : 2010/1639
KARAR TARİHİ : 18.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 11.07.2005-18.09.2006 tarihleri arası geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 11.07.2005-18.09.2006 tarihleri arasında davalıya ait lokantada garson olarak geçen ve SGK’na eksik bildirilen çalışmalarının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, eksik bildirilen çalışmanın ispat edilemediği gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuca yanlış değerlendirme ve eksik araştırma ile varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak, Kuruma 01.08.2005-05.11.2005 ve 01.06.2006-31.08.2006 tarihleri arasında kısmi ve kesintili olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki delillerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Davaya konu çalışmanın geçtiği işyerinin bir lokanta olduğu, davacı çalışmalarının da 01.08.2005-05.11.2005 tarihleri arasında kısmi olarak; 01.06.2006-31.08.2006 tarihleri arasında ise tam bildirildiği, mahiyeti gereği devamlılık arzeden bir işyeri ve yapılan garsonluk işinin de devamlılık arzeden bir iş olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacının SK’na eksik bildirilen çalışmalarının tespitini talep etmesinde hukuki yararının bulunduğu tartışmasızdır.
Davacının ihtilaflı dönemde kesintisiz çalıştığını doğrulayan davacı tanığı ….., davalıya ait işyerine yakın bir dinlenme tesisinde çalıştığını beyan etmiş ise de mahkemece, bu tanığın anılan dinlenme tesisinde tespiti istenen dönemde çalıştığına dair kayıtlar getirtilmemiştir.Yine davacının ihtilaflı dönemde kesintisiz çalıştığını doğrulayan davacı tanığı Selma Menekşe de davalıya ait lokantada 9-10 yıl bulaşıkçı olarak çalışmasına rağmen bu çalışmalarının SGK’na bildirilmediğini zaten kendisi de ifade etmiştir.Dinlenen iki tanığın da davacının ihtilaflı dönemde kesintisiz çalıştığını doğrulaması karşısında, yapılacak iş, tanık ……’ın komşu dinlenme tesisinde ihtilaflı dönemde çalışıp çalışmadığına ilişkin kayıtları celbetmek, gerekirse davacının tesbitini istediği tarihlerde çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu olan işyerlerini belediye, emniyet veya jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişilerin, başka bir anlatımla, …’da, Sosyal Sigortalar Kurumu’nda veya diğer sosyal güvenlik kuruluşlarında kayıtları olan komşu işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurulmak çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davalıya ait işyerinde fiili çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı olup olmadığını belirledikten sonra, bu tanıkların davacının kesintisiz çalışmasını doğrulaması durumunda, davacının tesbitini istediği sürelerle ilgili olarak işveren aylık ücret bordroları ibraz etmiş ise davacının imzasını içeren ücret bordroları saptanarak imzasını içeren aylık ücret bordrolarında geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan aylık ücret bordrolarındaki süreler yönünden de, tanıkların kesintisiz çalışmayı doğrular anlatımları dikkate alınarak istemin kabulüne karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.